İnsanlığın Uyanışı / The Awakening of Humanity

b534de22003137d19e6c82c2518480ab

İNSANLIĞIN UYANIŞI

Bir zamanlar harika bir takımdık. Bir gerçeklik, bir aile. Bir olarak doğduk, bölündük. Kabileler,hizipler, klanlar, milletler, dinler, ideolojiler, ordular. Benim Tanrım senin Tanrına karşı. Benim doğrum seninkine karşı. Birbirlerini anlatılmamış sayılarda katlettiler. Dinlemeyi bıraktık, birbirimizin gözlerinden kendimizi görmeyi bıraktık. Yanılsama içine düştük. İnanç sunağında ibadet edildi.
Bazılarımız, şimdi uyanıyoruz. Yine tek bir aile olarak; bir takım. Kendimizin ve birbirimizin varlığını hatırlayarak; birçok varlık değil, bir olarak. Din yok, soy yok.
Farklar var, evet; Ama önemli bir ayrım yok. Çeşitliliğimizi kutlayarak, ortak doğamızı hatırlayarak.

Yanılsama yoğunlaştıkça uyanma çağrısı da fazlalaşır. Gölgeler daha yüksek sesli, daha koyu renkte büyüdükçe, ışık kaynağı daha belirginleşir, netleşir. Karanlık yalnızca ışığa yönelik bir çağrıdır. Ego öldükçe kükremeye başlar. İki, bir olamaz elbette ama bir hiçbir zaman aslında iki olmadığını hatırlayabilir. Belki hala şansımız vardır canım.

Jeff Foster

THE AWAKENING OF HUMANITY
We were once a great Team. One truth, one family. Born as One, we divided.
Tribes, factions, clans, nations, religions, ideologies, armies.
My God versus your God.
My truth against yours.
Slaughtered each other in untold numbers.
Stopped listening, stopped seeing ourselves in each other’s eyes.
Fell into delusion.
Worshipped at the altar of belief.
Some of us, now waking up.
One family again; one Team.
Recognising ourselves and each other as presence; not many presences, but one. No religion, no lineage. Differences, yes; but no essential separation.
Celebrating our diversity, remembering our shared nature.
As the delusion intensifies, so does the call to awaken.
As the shadows grow louder, darker, the light source becomes more apparent, clearer.
Darkness is only a call for light.
As the ego dies, it roars.
Two cannot become one, of course, but One can remember it was never really two.
Perhaps we still have a chance, my love.
Jeff Foster

Çözüm / Solution

1082135843

SORUN OLAN ÇÖZÜM

Çözüm aradığında bir şeye “sorun” diyorsun ama onu şu an bulamazsın. Şu anda sorun olan şey çözüm arayışın; evrenin işleyişini hızlandırma girişimin. Yavaşla…

Bilinmezi kucakla. Bu belirsizlikle kal.  “Henüz cevap yok” diyen, bu garip alana güven çünkü o evrenin bütün yaratıcılığıyla, yaşam ve imkanlarla dolup taşıyor.

Çözümler, bu yaratıcı yere güvenden, kendi tatlı zamanında ortaya çıkacak ve sorun dediğin şeylerin kısa sürede aslında var olmadığını farkedeceksin.

Gerçekte “sorunlar” asla çözülmezler. Hayal, yanlış anlamalar, durumu çevreleyen acı, çüzüme özlem hali, basitçe günün parlak ve net ışığını gölgeliyor.

Ve sonra “bir sonraki adım” kendi bildiğini yapar.

Hayatta zorluklar vardır, elbette, ama sadece zihin sorun yaratır.

Jeff Foster

THE SOLUTION IS THE PROBLEM

You call something a ‘problem’ when you seek a solution but cannot find it right now. In the present moment, the problem IS the search for the solution, your attempt to speed up the universe.

Slow down. Embrace the not-knowing. Stay with the uncertainty. Trust this strange place of ‘no-answer-yet’, for it is brimming with life and possibility and all the creativity of a Universe. Solutions will emerge in their own sweet time from this creative place of trust, and problems will soon be seen to be non-existent.

In truth, problems are never ‘solved’ – the mirage, the misunderstanding, the suffering surrounding the circumstance, the longing for the solution, simply unravels in the clear light of day. And then, the ‘next step’ makes itself known.

There are challenges in life, certainly, but only the mind creates problems.

Jeff Foster

İKİLİKSİZLİK / NONDUALITY

102ed7fd79e7a0cc372bd96d42bc40d5-1

İKİLİKSİZLİK: ÇEKİM YASASININ ÖTESİNDE

Tamam, bu yüzden mükemmel bir hayat tecelli ettik: güzel araba, heyecan verici bir ilişki, başarılı bir iş, sonsuz ve bitmeyen mutluluk, mükemmel ruhsal tecrübeler – her şey yerine geldi! Zengin oldun, fiziksel sağlığın mükemmel, dünyayı fethettin, saf eşsiz aydınlanmaya ulaştın! Harika!

Ama, tabii ki eğer gerçekten tezahürün ve zamanın ötesinde kim olduğunu bilmiyorsan tüm  bunlar boş ve anlamsız olacaktır.

Ve sonra, tezahürün gölgeli bir tarafı var. Korkular, kuşkular, tüm bu projenin altında guruldayan bir anksiyete: Sahip olduğum herşeyi kaybedebilirim. Dıştan gelen herşey benden geri alınabilir. Diğerleri benden daha iyi yapabilir. Hayat Manifeston kaybolabilir. Saf manevi mutluluk hallerin bile geçiciliğin içinde boğulmuş olabilir.

Ve büyüyen farkındalık: Ne kadar çok olursa olsun, asla yeterli olmayacak. Ne kadar çok biriktirirsem biriktireyim tatminsizliğim daha çok büyüyecek.

Ne zaman, tam olarak memnuniyetim bir noktaya ulaşacak?

Ne zaman arayışım sona erecek?

Ne zaman derinden dinlenmek mümkün olacak?

Ne zaman tam olarak canlı hissedeceğim?

Ne zaman tam olarak yuva olacağım kendime?

Çekim yasası doğal olarak seni mükemmel hoşnutluğa değil ama muhteşem hayal kırıklığına taşıyacak. Bu bir hata değil, ya da yasa başarısız değil (yasa doğası gereği başarısız olamaz) aslında bu gerçek manevi olgunluğun başlangıcı. Tüm ilizyonlar ölmek zorunda, hatta en sevdiklerin de. Ve tüm zamanların en büyük yanılgısı da yani “Ben” in kendisi.

Tezahürü yapan kim?

Tezahürleri yapan ya da yapmayan “ben” ne?

BEN KİMİM?

Bu soru en derinde köklere kadar gider ve hayat öyle ya da böyle eninde sonunda bu soruyu karşına çıkaracaktır. Paranı, başarını, popülerliğini, şöhretini, görünüşünü kaybedebilirsin. Sana bir hastalık tanısı konabilir. Sevdiğin biri seni bırakabilir. Acı elle tutulur gözle görünür bir hal alabilir.

Negatif tavrınla olumsuzluğu mu tasarladın? Bu senin hatan mı? Tasarladığın bu hayat projesinde başarsız mı oldun? Yoksa “Ben” olması gerektiği gibi değil mi? Tüm bunlar büyük bir hata mı? Evren yanlış mı gitti? Böyle birşey mümkün mü?

Eğer şahsen sen olduğuna inanıyorsan gerçekten kim tasarlıyor, eğer kontrolün sende olduğunu düşünüyorsan bu tasarının düzgünce işlemesi için yarattığın baskı eninde sonunda neşeni boğmaya başlayacak. Tasarın senin istediğin gibi ya da planladığın gibi olmadığında içeride şiddet oluşacak -kendini suçlama, suçluluk duygusu, duygu eksikliği, spiritüel başarısızlık…

Çekim Yasasını yaşamadığın için kendini dövüyor olacaksın. Hatta daha da gayret etmeye başlayacaksın, iliğin kemiğinle çalışacak çabalayacaksın, kendini tüketeceksin. Ne için? Kim için?

Rahatla, arkadaşım. Başından beri bunu tasarlayan sen değildin. Ego, “Sorumlu Ben” tasarladı, tasarlayacak inancın en büyük yanılsaman. Egonun en büyük hayali olan mükemmellik, ölçüsüz bir tevazu ile çökmek zorunda, egonun planları parçalanırken, burada olan her ne ise, her ne verilmiş ise ona olan mutlak şükran yükselecek.

Baştan almak gerekirse hayat hiçbir zaman gerçekten senin olmadı. İyi, kötü ve çirkin… hepsi açıklanamaz hediyeler. Bu anlayış “Ben” için korkunç depresif bir haber ama gerçekten kim olduğunla ilgili saf bir özgürleşme hali getirecek.

Koşulsuz sevgi her yasadan daha büyük bir şey. Dalga okyanusa meydan okuyamaz ya da herhangi bir dalga okyanusu kontrol edemez, en fazla bir süre öyle yaptığına inanır.

İşler yolunda gitse de gitmese de, hayat hikayen iyi ya da kötü görünse de, olumlu ya da olumsuz olsa da, seni sevseler ya da çarmıha gerseler de… direndiğin herşeyde bu olguyu anla sonra hep huzur içinde olacaksın.

Görkemli bir kusuru olan ya da mükemmel görünen bir dalga, hatta tüm kusurların ortasında, tüm gariplikler ve tüm görünür arızalarla sen her zaman adı konulamaz ikiliksiz bilincin mükemmel hareketi içindesin. Sen hayatın kendisisin ve bu yüzden bütünlüklü halin, kırılamaz neşen ve gerçek doğan bunun altında yatıyor.

Yani evet hayal et, kendin için inanılmaz bir yaşam tasarla, eğer buysa senin içinden ilerlemek isteyen yap. Oyna! Oyna, oyna! Bunu yaparken başarılı olmak için herhangi bir baskı olmaması gerektiğini bil. Hatta başarısızlık halinde, umutsuzluğun en içinde, hayallerin toza dönüşse bile, güzelim tasarın paramparça dağılsa bile, için şüphelerle dolduğunda bile herşey olması gerektiği gibi. Herşey tamam. Hiçbir şey yolunda değilmiş gibi olsa bile, herşey tamam. Burada bozulmuş bir ilahi plan yok, sen zamanın ötesinde ölçüsüzce seviliyorsun. Kendine yönelik kurman ve koruman gereken bir imajla ilgili bir baskı yok, hiç olmadı. Sen oltada değilsin, sen her zaman kurtulmuştun, her zaman açıktaydın. Bir ışık var ki hiçbir zaman tükenmeyecek, bitmeyecek…O başından beri sendin.

Jeff Foster

NONDUALITY: BEYOND THE LAW OF ATTRACTION

Okay, so you’ve manifested the perfect life: the beautiful car, the thrilling relationship, the successful business, the perfect spiritual experiences of infinite and unending bliss – everything has come to fruition! You got rich, you are in perfect physical health, you conquered the world, you reached pure, unexcelled enlightenment! Wonderful!

But, of course, it will all be empty and meaningless if you don’t know who you really are beyond manifestation and time.

And then there’s the shadow side of manifestation; the fears, the doubts, the anxiety rumbling underneath the entire project: Everything I have I can lose, everything external can be taken away. Others can do better than me. The manifestations can disappear. Even states of pure spiritual bliss are drenched in impermanence. And the growing realisation: However much I have, it’ll never be enough. The more I accumulate, the more dissatisfied I can grow. When will I reach a point of total contentment? When will the seeking end? When will I be able to rest deeply? When will I feel fully alive? When will I be Home?

It’s natural that the Law of Attraction will eventually lead you not to the perfect contentment, but to the perfect disillusionment. This is not a mistake, or a failure of the Law (for the Law cannot fail on its own terms), but the beginning of real spiritual maturity. All illusions must die, even our most cherished ones. And the biggest illusion of all? The ‘me’ itself.

Who is the one doing the manifesting? What is the ‘me’ who manifests or does not manifest? WHO AM I? This question goes to the very root. And life will bring you to this question one way or another.

You lose your money, your success, your popularity, your fame, your looks. You are diagnosed with an illness. Someone you love leaves you. Suffering appears out of the blue. Did you manifest the ‘negative’ with your ‘negative’ attitude? Is it all your fault? Did you fail in your manifestation project? Is the ‘me’ not what it should be? Is it all a big mistake? Has the universe gone wrong? Is that possible?

If you believe that it’s you – personally – who’s doing the manifesting, if you think that you are the one in control, then the pressure to manifest ‘properly’ will eventually begin to suffocate your joy. And there will be inner violence – self-blame, guilt, feelings of lack and spiritual failure – when the manifestations aren’t what you wanted or planned for. You’ll beat yourself up for not living up to the Law. And you’ll strive even harder, working yourself to the bone, exhausting yourself. For what? For whom?

Relax, friend. It was never ‘you’ who was manifesting in the first place. The separate ego, the ‘me in charge’ is, and was, and always will be, the greatest illusion of all. The ego’s dream of perfection must collapse into outrageous humility, and absolute gratitude for what is here, for what is given, however much that clashes with the ego’s plans. Life was never really yours to begin with. The good, the bad, and the ugly, are all inexplicable gifts.

This is terribly depressing news for the ‘me’, but pure liberation for who you truly are.

Unconditional Love is higher than any Law. The wave cannot manifest the ocean, nor can any wave control the ocean, although it may believe in control for a while. Understand this and you are always at peace, whether things go well or don’t go well, whether your life story seems good or bad, positive or negative, whether or not your manifestations are wonderful ones, whether they love you or they crucify you and everything you stand for. As a seemingly perfect wave or a gloriously imperfect one, even in the midst of your flaws and weirdnesses and apparent failures, you are always a perfect movement of the Unnameable non-dual ocean of Consciousness. You are Life Itself, and therein lies your completion and your unbreakable joy; and your true contentment.

So yes, dream, manifest, create an incredible life for yourself, if that’s what wants to move through you! Play, play, play! And know that there is no pressure for you to succeed at all. Know that even in your failure, even in your despair, even when your dreams turn to dust, even when your beautiful manifestations crumble to the ground, even when you are full of doubts, everything is thrillingly okay even when it’s not okay, and there is no divine plan that has been broken, and you are loved beyond measure, beyond time itself. There is simply no pressure for you to hold up any image of yourself, and there never was. You are always off the hook.

There is a Light that never goes out, and it was always You.

Jeff Foster

Hiç bir duygu yanlış değil / No emotion is a mistake

85399e3cd03ea3fda28dce4693d15be3

Farkındalık / uyanış insani duyguları aşmak, silmek ya da yok saymakla ilgili değil. Okyanus tek bir dalgayı nasıl silebilir ya da yok sayabilir?

Ya da güneş kendinden çıkan tek bir ışık hüzmesini nasıl silebilir?

Tam da tersi, uyanış, neşeden umutsuzluğa, huzurdan sıkıntıya, ekstaz halinden ızdıraba her duyguyu görebilmek ile ilgili…

Bu hayatın enerjisinin hareketi, senin içindeki hareketin kendisi; senin enginliğin içinde bir tek dalga…

Hiç bir duygu, tehdit, düşman ya da ceza değildir. Her duygu senin enginliğini hatırlaman için bir davet; okyanusa benzeyen doğanda biraz dinlenmek için bir davet…

Sen bu yolu belli olmayan yolculuğa radikal bir biçimde dahil edildin arkadaşım, burada tek bir hata yoktur.

Hastalığın sana karşı değil arkadaşım.

Bedeninde hissettiğin acılar ya da ağrılar seni cezalandırmak için değil. Sen yanlış bir şey yapmadın.

Bu bir zayıflık ya da başarısızlık göstergesi değil. Şu an yavaşlamak için yeni bir davet alıyorsun. Dinlenmek için…

Her anı geldiği gibi almak için… Cevap bulmak için gösterdiğin tüm gereksiz arayışlarından kurtulmak için…

Önceliklerini yeniden değerlendirmek için, gerçekten öncelikli olanı hatırlamak için…

Kendini tam olarak şu ana açmak için…

Tam şu an…

Şu an var olan tek an…Senin gerçek yuvan, dinlenebileceğin yer, senin bağlantı alanın burası.

Jeff Foster

NO EMOTION IS A MISTAKE

Awakening is not about deleting or transcending human emotions, for how would the ocean transcend a single wave, and how would the sun transcend one of its beloved sunbeams?

It’s about seeing that every emotion -from joy to despair, bliss to boredom, agony to ecstasy- is only a movement of life energy, actually a movement of yourself, a wave in your vastness.

No emotion is a threat, an enemy, or a punishment. Every emotion is an invitation to remember your vastness, rest in your oceanic nature.

You are on a pathless path of radical inclusion, friend, and there are no mistakes here.

Your illness is not against you, friend. The aches and pains you feel in your body are not punishments. You did nothing wrong.

This day is not an indication of weakness or failure.

You are receiving yet another invitation, to slow down. To rest.

To take each moment as it comes. To let go of all that which is unnecessary, including perhaps your search for answers. To reassess your priorities, to remember that which is primary. To turn towards the present moment, this moment, the only moment there is, your true home, your resting place, your place of connection…

Jeff Foster

Zevk ve Acı / Pleasure and Pain

421a33ad7545f1352fe9c90d215f23ea
Hayatında zevk ve acı hep olacak,
Başarı ve başarısızlık denizdeki dalgalar gibi gidip gelecek.
Bu kutuplarla savaşma ya da onlardan kaçmaya çalışma.
Ne kadar çok kaçarsan o kadar çok bağlanırsın
Bu doğal döngü değişime ne denli aşık gör,
ve değişmeyen kalbin içindeki öngörülemezliği kucakla.
Jeff Foster

There will always be pain and pleasure in your life,
and success and failure will come and go like waves.
Do not fight these polarities, or try to escape them.
The more you try to escape, the more you are bound.
See how natural the cycle is, fall in love with the change,
and embrace unpredictability in your changeless Heart. .

– Jeff Foster