Çocuklar için öz düzenleme önerileri

Çocuklar için öz düzenleme önerileri

Çocuklar endişe, üzüntü, korku, öfke vb hislere kapıldıklarında ya da aşırı uyarıldıklarında sözle telkin etmek pek bir işe yaramaz. Duyusal olarak da desteğe ihtiyaç duyarlar. Çocukların regülasyonuna yardımcı olabilecek bazı öneriler paylaşmak istiyorum. Bu önerileri bir reçete gibi algılamak yanlış olur. Her durum özeldir ve her çocuğun ihtiyacı farklıdır; ama bu öneri ve oyunları deneyebilirsiniz.

  • Ara vermek 🙂
  • Köpüklü balon üflemek.
  • Rüzgar çarkı üflemek.
  • Sakız çiğnemek.
  • Spor lastiklerini çekiştirmek.
  • Sert bir şekeri emmek.
  • Smootie gibi yoğun bir içeceği pipetle içmek.
  • Suyu pipetle köpürtmek.
  • Buz emmek.
  • Serin su içmek.
  • Organik hoş kokulu yağlarla oynamak. (Sürmek, koklamak vb)
  • Müzik dinlemek.
  • Sesli kitap dinlemek.
  •  Doğa sesleri dinlemek.
  • Yürüyüş yapmak ya da bisiklete binmek. (Çocuklar, hava nasıl olursa olsun her gün  açık havada yeterince vakit geçirmelidir.)
  • Sert olmayan zeminlerde zıplamak. (Örn. yatak, koltuk, trambolin)
  • Salıncakta sallanmak.
  • Lego ile oynamak.
  • Yap-Boz ile oynamak.
  • Tebeşir  ile çizim yapmak.
  • Resim yapmak/boyamak.
  • Bir kediyi ya da köpeği sevmek.
  • Ağaca tırmanmak.
  • Sessiz bir yere gitmek.
  • Ses geçirmez kulaklık takmak.
  • Gözleri kapatıp 10 dan geriye saymak.
  • Şarkı söylemek ya da enstrüman çalmak.
  • Zihin kavanozu kullanmak.
  • Akvaryumda balıkları izlemek.
  • Dans etmek.
  • Yoga yapmak.
  • Baş aşağı durmak.
  • Köpüklü banyo yapmak.
  • Organik hoş kokulu bir losyonu kendine sürmek.
  • Masaj- Kas ve  eklemleri rahatlatma.
  • Saçı ya da bedeni fırçalamak.
  • Aynada komik suratlar yapmak.
  • El işi yapmak.
  • Gölge oyunu ya da kukla ile oynamak.
  • Duvarı itmek.
  • Güneş gözlüğü takmak.
  • Işıkları kapatmak.
  • El feneri ile kitap okumak.
  • Merdiven çıkmak ya da tırmanma duvarına tırmanmak.
  • Olumlama yapmak.
  • Oyun hamuru ile oynamak ya da Stres topu sıkmak.
  • Ağır iş yapmak. (Temizliğe/ Bahçe işlerine yardım vb)
  • Ağır bir battaniye sarınmak ya da ağırlık taşımak. (Örneğin sırt çantasını  biraz fazla doldurup onunla bir süre yürümek.)
  • Battaniye ile sıkıca sarmalanmak.
  • Bir oyuncağa ya da yastığa sıkıca sarılmak.
  • Birine sarılmak.
  • Hayvanlarla oynamak.
  • Hayvan taklitleri yapmak.

Hayvan taklitleri oyunu aşağıdaki görselde anlatılıyor. Her bir hayvan taklidi 45 saniye sürer. Taklitlerin arasında 15 saniye dinlenin. Hareketleri çocuğunuzla birlikte yapmaya çalışın, hatta mümkünse hayvanların özelliklerini de düşünerek birlikte hikayeler yaratabilirsiniz. Hem bu oyunu hem de yukarıdaki önerileri istediğiniz sıklıkta uygulayabilirsiniz.

Cocuklar icin oz duzenleme oyunu

Uzm. Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut Dere 2019

Gelişimsel Travma Hakkında Her Öğretmenin Bilmesi Gereken 10 şey

f33a423053226cd333b4a0d1e37d85cc

Gelişimsel Travma Hakkında Her Öğretmenin Bilmesi Gereken 10 şey

Travma yaşayan çocuklar için öğrenme büyük bir mücadele olabilir…

Yas ile üzüntü son derece açık bir şekilde kendini gösterir.  Travmada ise, semptomlar büyük ölçüde farkedilmeyebilir çünkü başka problemlere benzerlik gösterir: huzursuzluk, öfkeli davranışlar, konsantre olamama, talimatlara uyamama veya grup halinde çalışmanın zorluğu vb… 

Genellikle, bu semptomlara ve tepkilere neden olanın travma olduğunun tespit edilmesi yerine öğrenciler çoğu zaman kaygı bozukluğu, davranış bozuklukları, hiperaktivite veya dikkat dağınıklığı bozukluğu gibi yanlış tanılar alırlar.

Travma yaşayan çocuklar için öğrenmek çok zor olabilir. Bununla birlikte, travma yaşantısını davranışın kökü olarak tanımlayabildiğimizde, çocuklarımızın okuldaki sıkıntılarla başa çıkmalarına yardımcı olma yaklaşımımızı düzenleyebiliriz. Detroit merkezli, Starr Küresel Öğrenme Ağı’nın bir programı olan Ulusal Travmalar ve Kayıplar Enstitüsü’nün klinik direktörü Caelan Kuban Soma, travma deneyimi sebebiyle kendi kendilerine yardımcı olacak stratejiler geliştiren çocukları anlamak için bu ipuçlarını sunuyor.

1. Travma yaşayan çocuklar damarınıza basmaya çalışmıyor.

Bir çocuğun sorunu varsa, günün başında ya da gün içinde bir işi yapmakta ya da derse geçişte zorlanabilir. Çocukların, evlerinde endişelenmelerine neden olan bir durum nedeniyle dikkatlerinin dağılabileceğini unutmayın. Çocukları geç kaldığı için veya ev ödevini unuttuğu için kınamak yerine, o çocuğa yardım etmek için görsel bir ipucu ya da  hatırlatma hazırlayarak onu onaylamaya ve onunla uzlaşmaya çalışın.

Caelan “Bakış açını değiştir ve travma geçirmiş çocuğun damarına basmaya çalışmadığını hatırla” diyor.

2. Travma geçiren çocuklar sürekli olarak sonra ne olacağı konusunda endişeleniyorlar.

Sınıfta günlük bir rutin sakinleşebilir, bu yüzden mümkün olduğunca bir yapı ve öngörülebilirlik sağlamaya çalışın. Caelan, sözlerin travma geçiren çocuklar için anlamlı olmadığını, duyusal ipuçlarına ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Günün nasıl gelişeceğini açıklamanın yanı sıra sınıf programı, ne zaman ve hangi aktivitelerin (matematik, okuma, öğle yemeği, teneffüs vb.) yapılacağını gösteren işaretler veya bir storyboard/pano kullanın.

3. Durum senin için o kadar da kötü görünmese bile, çocuğun önemli olduğunu düşündüğü ve endişe duyduğu şey bu.

Travmayı yargılamamaya çalış. Ilgili öğretmenler olarak, istemeden bir durumun o kadar da kötü olmadığını tahmin edebiliriz, fakat en önemli şey çocuğun o stres hakkında nasıl hissettiğidir. “Çocuğun algısı olduğunu hatırlamamız gerekiyor… Durumun, kontrollerinde olmadığını, yaşamlarının veya güvenliklerinin risk altında olduğunu hissediyorlar” diyor Caelan Kuban Soma.

Mesele tek bir olay bile olmayabilir, ancak kronik stresin doruk noktası önemlidir- örneğin, yoksulluk içinde yaşayan bir çocuk, ailesinin zamanında kira ödeyebilmesi, işlerini sürdürebilmesi veya yeterli yiyeceği olmaması konusunda endişe duyabilir. Bunun gibi devam eden stres faktörleri travmaya neden olabilir. Soma, “Sinir sistemimizi dört ila altı haftadan daha uzun süre aktif halde tutan her şey travma sonrası stres olarak tanımlanır” diyor.

4. Travma her zaman şiddet ile ilişkili değildir.

Travma genellikle şiddet ile ilişkilendirilir; ancak çocuklar boşanma, taşınma, fazla mesai (kurslar, ilave dersler vb) veya zorbalık gibi çeşitli durumlarda travma geçirebilirler. Soma, “Tüm çocuklar, özellikle bu zamanlarda ve bu yaşlarda, zaman zaman aşırı stres yaşıyorlar” diyor ve ekliyor “Olgular düşündüğünüzden daha yaygın.

5. Yardım edebilmek için travmaya tam olarak neyin sebep olduğunu bilmek zorunda değilsin.

Travmatik bir durumun sebebine odaklanmak yerine, acı çeken çocuklara verebileceğiniz desteğe odaklanın. Çocuğun hikayesinin her detayını almak yerine, o anda gördüklerinize bağlı kalın – incinme, öfke, endişe… Gizlilik, travmadan muzdarip öğrencilerle çalışırken en önemli konudur, ve travma bilgili okullar genellikle öğretmenlerin izlemesi gereken bir gizlilik protokolüne sahiptir. Empati ve esneklikle birlikte etkili bir şekilde yanıt verebilmek için travmanın derinliklerini kazmak zorunda değilsiniz.

6. Travma yaşayan çocukların bir şeyde iyi olduklarını ve dünyayı etkileyebileceklerini hissetmeleri gerekir.

Soma, çocuklara hedef belirleme, hedeflerine ulaşmaları ve bu konuda ustalık ve kontrol duygusu hissetmelerini sağlayacak fırsatları bulunmasını öneriyor. Onlara, sınıfta iyi yapabilecekleri işleri verin veya başkalarıyla partner olarak yardımcı olmalarını sağlayın. “Çok güçlendirici” olacaktır diyor. “Başaracaklarını ve ilerleyebileceklerini bildiğiniz bir alanda o çıtayı tutturmaları için ayarlama yapın.” Öğrencinin matematikte iyi olduğunu söylemek yerine, hissetmelerini sağlayacak deneyimler bulun. Travma duyusal bir deneyim olduğu için, çocuklar cesaretlendirmeden daha fazlasına ihtiyaç duyarlar – somut görevlerle kendi değerlerini hissetmeleri gerekir.

7. Stres ve öğrenme becerisi arasında doğrudan bir bağlantı var.

Çocuklar stresli olduklarında, öğrenmeleri zorlaşır. Çocuklarınızın durumlarını anladığınızı ve onları desteklediğinizi göstererek, sınıfınızda güvenli, kabul edilebilir bir ortam oluşturun. Soma, “Travma yaşayan çocuklar, kendilerini güvende ve desteklenmiş hissetmedikleri sürece öğrenmekte zorlanıyor” diyor. “Öğretmen, çocuğu daha az endişeli hale getirmek ve elindeki göreve odaklanmasını sağlamak için ne kadar çok şey yapabilirse, o çocuktan göreceğiniz performans o kadar iyi olur.” Stres azaltma çalışmaları  ve akademik sonuçlar arasında doğrudan bir bağlantı var. 

8. Öz düzenleme travma geçiren öğrenciler için büyük bir zorluk olabilir.

Travmalı bazı çocuklar duygusal olarak uygun olmayan ebeveynlerle büyüyor ve kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmiyorlar. Bu yüzden rahatsız edici davranışlar geliştirebiliyorlar ve uzun süre odaklanmakta zorluk çekebiliyorlar. Başa çıkmalarına yardımcı olmak için düzenli beyin araları planlayın. Günün başında, boş zaman, oyun oynamak ya da biraz dinlenmek için derse ne zaman ara verileceğini hatırlatın. “Davranış patlak vermeden sağalırsa, çocuğu başarıyla düzenlediniz” diyor Soma. Bir çocuk, bir sonraki görevden önce kendini şarj edebileceğini ya da bir mola verileceğini anlarsa, 20 dakikalık bir çalışma bloğuna geçebilir.

9. Çocuklara gün boyunca rahat etmelerine yardımcı olmak için arada boş boş durabileceklerini belirtmek sorun değil.

Travma deneyimi olan öğrenciler için, doğrudan onlara yardım etmek için neler yapabileceğinizi sorabilirsiniz. Birkaç dakika boyunca kulaklıkla müzik dinlemek veya kafalarını masalarına koymak isteyebilirler. Soma, bir adım geri çekilip onlara sormamız gerekiyor diyor; “Sana nasıl yardım edebilirim? Kendini biraz daha iyi hissettirmek için yapabileceğim bir şey var mı? ”

10. Travmalı çocukları sınıfınız dışında da destekleyebilirsiniz.

Okul büyük bir döngü. Travma bilgili strateji ve yaklaşımları, otobüs şoförlerinden gönüllü  ebeveynlere, güvenlik görevlilerine kadar tüm çalışanlarla paylaşın.

Soma, herkese hatırlatmak gerekiyor: “Çocuğu, davranışı tanımlamaz” diyor. Tipik olarak, bu davranışın altında gerçekleşen başka bir şey var, bu yüzden hassas olun. Kendinize sorun, ama “Bu çocuğun derdi ne?” demek yerine, “Bu çocukta neler olup bittiyor merak ediyorum” diye sorun. Bu travma bilgili yaklaşım çocukları görme şeklimizdeki büyük değişim yaratır. 

Çeviri  ve derleme:  Uzm. Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut Dere 2019

Orjinal metin : https://www.weareteachers.com/10-things-about-childhood-trauma-every-teacher-needs-to-know/

 

Travmanın Paradoksu

5f99e1b9d881a619ebddba0e477cdcc2

Travmanın Paradoksu

Yaklaşık bir yıl kadar da yaşadığım bölgenin büyük bir hastanesinin acil servisinde Travma Bilgili Bakım projesi yürüttüm. Fiziksel büyük yaralanmalardan, kazalara, şiddet, ateşli saldırı, taciz, madde kullanımına kadar, farklı yaşlardaki yüzlerce hasta ve çok çeşitli travma olgusu ile karşılaştım. Travma bilgili hastane olma yolunda çalışırken defalarca duvara çarptık. Çünkü bu aslında yara bakımından farklı bir şey değil. Siz yarayı özenle temizlerken başkası gelip üzerine steril olmayan bir bez koyarsa çabanızın pek bir kıymeti kalmıyor.  Travma bilgili yaklaşımın da tam bu yüzden yayılmacı bir yol izleyerek toplumun her kesimine ulaşmasını çok önemli buluyorum. Elbette bu yaklaşım birincil olarak riskli alanlara öncelik vermeli. Bununla birlikte toplumda bir travma prevalansı oluşturmamız gerekiyor.

Travma, genellikle yokuş yukarı bir mücadeledir. Mesele sadece insanların iyileşmesine yardımcı olacak teknikleri ve müdahaleleri bulmaktan ibaret değildir. Çalışma yapılan alanlar aslında uzun vadede daha büyük sistemlere hizmet eder. Travmanın insanların yaşamları üzerindeki etkisinin anlaşılmasına yardımcı olmak da en önemli girişimdir. 

Travma bilgili bakım olarak adlandırılan yaklaşım, en basit basit anlatımıyla, sorduğumuz temel sorularda bir değişimle açıklanabilir: “Senin derdin ne? / Ne sorunun var?” sorusu “Sana ne oldu ?” ve daha önemlisi “Sana olan şey, hayatında yaşamaya nasıl devam ediyor?”, “Bugün hayattaki fonksiyonunu nasıl etkiliyor?” sorularına dönüştü. Bu açıdan travma konusunda bilinçli yaklaşım daha fazla hassasiyet ve anlayışın derinleşmesine yardımcı oluyor. Ancak bu noktada paradoks devam ediyor, çünkü toplum olarak oldukça açık bir şekilde, travmanın gerçekten ne anlama geldiğini anlamak için hala biraz isteksiz davranıyoruz.

1980 sonrası travma sonrası stres bozukluğu ya da TSSB tanısı tanındı ve bu alanda çalışanlar için gerçekten önemli bir kilometre taşıydı. Ancak TSSB her zaman sınırlı bir tanı olmuştur. Çünkü bu tanı, yetişkinliklerinde travma geçirenlerin “yetişkin” deneyimlerine dayanmaktadır. Travmatik olayın müdahaleci anı ve duyumlarıyla yaşamanın neye benzediğini ve travma ile ilgili herhangi bir uyarandan kaçınmak için, sayıca çok fazla olan baş etme stratejileriyle nasıl yaşadıklarını anlatabilme becerisi ile de sınırlıdır.

Fakat gerçek şu ki, onlarca yıllık araştırmadan sonra bile, çok önemli dramatik öykülere sahip çocukların sadece% 25’inin TSSB kriterlerini karşıladığını görüyoruz. Çünkü çocukluk çağı travması ve kendini gösterme şekli derinden farklıdır; çocuk için çok kritik ilişkiler içinde gerçekleşir ve kişinin gelişimi üzerinde yıkıcı etkisi olabilir.

Adamım Bessel… Bessel van der Kolk’a olan saygımı kelimelerle ifade etmem çok zor ama tam bu noktada, ona ve çalışma arkadaşlarına müthiş bir şükran duyuyorum. Hala resmi olarak tanınmasa da gelişimsel travma bozukluğu adını verdikleri başka bir tanıyı bıkmadan, usanmadan savunuyorlar ve yaptıkları klinik çalışmalar doğrultusunda DSM’ e sokmaya çalışıyorlar. Üstelik bu uğraş yeni de değil neredeyse 30 yıllık araştırmaya dayanıyor.  Öncelik, şu an gelişimsel travma bozukluğu üzerine, ama bunun dışında üzerine çalıştıkları başka travma bozuklukları tanıları da var. 

Gelişimsel Travma Bozukluğu tanısı, erken travmanın etkisinin ne kadar yaygın ve kalıcı olabileceğini anlamak için çok güçlü bir çerçeve sunmaktadır. Üstelik sadece çocuk üzerinde değil, ergen ve sonrasında yetişkinlerde travmatik reaksiyonu başarılı bir şekilde çözemezsek insan gelişiminin sonucunun ne olacağına dair bize büyük bir resim gösterir. 

Insan gelişimini olabildiğince basit anlatacağım. Görmeyi umduğumuz şey, bir insanın dünyayı güvenilir bir şekilde algılayabilmesi, objektif bir şekilde problem çözebilmesi ve geleceği esnek bir şekilde planlayabilmesidir. Bir kişinin duygularını tanımlayabilmesini görmeyi bekleriz. Duygularını ve duyumlarını yeterince uzun süre tolere edebilmesini dolayısıyla, deneyiminin bir öğrenme sürecine dönüşmesini bekleriz. Elbette bu öğrenme ile onları yönetebilmesini bekleriz. Kişinin istikrarlı bir kimlik duygusu geliştirebileceğini ve öz yeterlik için kapasite geliştirebileceğini umarız. Kişinin güvene dayalı ilişkiler kurabileceğini ve ihtiyaç duyulduğunda destek ve yardım için bu ilişkilere güveneceğini umarız.

Artık insan gelişimi alanlarının tümü sağlıklı ve iyi düzenlenmiş bir beyine dayanıyor. Sağlıklı gelişimde, yetişkinlikte gördüğümüz, düşünen beyin ve duygusal beynin birlikte iyi / uyumlu çalışabilmesidir. Böylece stres ya da sıkıntı yaşadığımızda beyin baş edebilme mekanizmalarını kullanır ve bizi stabil bir duruma geri getirebilir. Bu gelişimin temelidir ve bu temel çocukluk çağı travmasında çok derinden etkilenir.

Travma geçirmiş bir beyinde gördüğümüz gerçekten çok kritik üç etki vardır. 

Bunlardan ilki duygusal beynin tam anlamıyla sağ kalım (survival) beyin yapısına dönüşmesidir. Çünkü, travmatik bir deneyimle büyüyen çocuklarda, onları beslemesi, koruması ve onlara rehberlik etmesi beklenen ilişkilere güvensiz hale gelecekleri deneyimler yaygındır. Böylece vücutlarında güvensiz, duyguları ile güvensiz ve sonuçta kaotik ve tehlikeli bir dünyayı anlamaya çalıştıkça düşünceleriyle de güvensizdirler. 

Travmatize olmuş bir kişinin beyninde gördüğümüz şey, beynin bir kısır döngüde sürekli olarak, temel otomatik hayatta kalma tepkilerine ( Savaş /Kaç / Don) dayanmasıdır.

Bu olgular, bir çocuk, bir ergen ya da bir yetişkinde kendini çok farklı şekillerde gösterebilir ama temelde sinir bilimcilerin açıkladığı üzere otomatik yanıtlardır. Hatta sinir bilimciler bunu kelimenin tam anlamıyla düşünen beynin kaçırılması (hijack) ya da zorla alıkonması olarak tarif eder. Yani güçlü olumsuz duygularla, bilinçli ve düşünen beynin düşmanca ele geçirilmesidir.

Şimdi lütfen bu etkinin derinliğini düşünün. Çünkü insanların, iyi kararlar aldığı ya da kötü kararlar aldığına dair temel bir inancımız var. Beyin bilimi ve yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu o kadar basit değil… Travmatize beyin, karar verme tarzını oluşturmak için düşünen beynine güvenilir bir şekilde erişemez ve onu kullanamaz.

Kişinin vermesi gereken kararlar ya da yönelimleri düzenleyecek beceriye ulaşımı yoktur. Bu da travmatik beyinde gördüğümüz ikinci büyük etkidir; beyindeki alarm sistemi korkunç şekilde çarpıklaşmıştır.

Hepimizin tehlikeyi kaydetmek ve tehlikeyi işlemek için bir alarm sistemine ihtiyacımız vardır. Ama ya alarm sistemi her yerde tehlike algılayacak kadar çarpıksa; Tehlikeli durumlarda tehlike ve nötr durumlarda tehlike ve daha trajik olanı çoğumuzun iyi ya da olumlu olarak değerlendirdiği durumlarda tehlike algılıyorsa…

Büyümenin nasıl bir şey olduğunu düşünün… Kafanda bir alarm var, Tehdit! Tehlike! Tehdit! Tehlike! diye sürekli yanlış bir uyarı veriyorsa, bu, mevcut olmaya, etrafınızdaki kaynakları ve ilişkileri kullanmanıza derin bir müdahaledir.

Travma deneyimlemiş beyinde gördüğümüz üçüncü derin etki, şimdiki zamanı değerlendirme ve deneyimden öğrenme yeteneğidir. Bu durumu bazıları teflona zımpara etkisi olarak örneklendirir. Bence bu erken deneyimlerin gücünü ve gerçekte beyni nasıl yapılandırdığına dair yerinde bir örnektir. Erken dönemdeki olumsuz deneyim o kadar güçlü ve ağırdır ki, yaşamın daha sonraki dönemlerinde gerçekleşen iyi deneyimleri gölgeler. Önemli ve ihtiyaç duyulan yeni iyi deneyimler, basit bir şekilde erken dönem olumsuz deneyimlerin gücünü devre dışı bırakamaz.

Sonra bu insanların genellikle iyileşemeyeceğini düşünüyoruz? ya da iyileşmeye karşı dirençli olduklarını, ya da sunduğumuz önerilere uygun olmadıklarını… Çünkü davranışsal bir sağlık sistemi var ve daha kısa süreli olan tedaviler savunuluyor. Ancak gelişimsel travma kısa sürede tedavi edilemez, zaman alır. Maalesef, en çok yardıma ihtiyacı olan insanlar iletişim kurması ve ulaşması en zor olanlardır. O zaman akla şöyle bir soru geliyor: Travma deneyimi olan ve beyin işletimi hasarlı onlan insanlara yardım edebilmek için daha iyi durumda olmalarını mi beklemek lazım? Bunu düşünmek rahatsızlık verici ama geleneksel yöntemleri kullanmaya devam etmekte kararlıysak cevap “Evet.” olabilir. Ama aslında  cevap yankılanan bir “Hayır!” olmalı.* 

Travma bağlanması ve beyin bilimlerinde onlarca yıl süren araştırmalardan sonra travmayı nasıl iyileştireceğimiz hakkında artık daha fazla bilgiye sahibiz. Herşeyi bilmiyoruz. Ancak, daha fazla bilgimiz ve daha fazla umudumuz var; beyne ulaşabilir ve onu sakinleştirebiliriz. Süregelen yöntemler dışında, Neurofeedback, bedene yönelik çalışmalar, Duyu Bütünleme, EMDR ve daha fazlasını biliyoruz. Bu yöntemleri de devreye sokarak yardıma ihtiyacı olanlar için, şu anda sahip olduğumuz müdahalelerden daha verimli sonuç alabiliriz. Bazılarının “Vay.. Size iyi şanslar” dediğini biliyorum. Açıkça yapmamız gereken çok iş var ama iletmek istediğim daha büyük bir mesaj çünkü travma hepimizi etkiler. Çocukluk çağı travmasının derin etkisini gösteren olumsuz çocukluk çağı deneyimleri (ACE) çalışması için Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi tarafından yapılan çalışmaya bakmanız bunu anlamak için yeterlidir.*

Anksiyete, depresyon, madde bağımlılığı ve intihar gibi tahmin edebileceğiniz şeylerin dışında, çocukluk çağı travması, kalp hastalıkları, otoimmün hastalıklar gibi bir dizi kronik tıbbi hastalığın en güçlü ve tek belirleyicisidir. Pek çok araştırmacı, çocukluk travmasının dünyanın en büyük halk sağlığı krizi olduğunu söylüyor. Travma alanındaki profesyonellerin elbette devam eden çalışmaları var. Ancak şimdi toplum olarak da çalışmamız gerekiyor. 

Tekrar düşünmenizi rica ediyorum, çocukluk çağı travmasının özü, güçlü ikili ilişkilerde gerçekleşir. Pek çok bilimsel yaklaşım, temel ilişki modelinde yaraların olduğunu ve iyileşmeyi teşvik etmek için yeni ilişkiler kurmak gerektiğini söyler.

Ama, hangi kişinin, ilişki modelini iyileştirme yolunda belirleyici bir katalizör olabileceğini asla tahmin edemeyiz. Bu bir öğretmen, bir antrenör olabileceği gibi, bir işletmeci de olabilir; bir polis, avukat olabileceğini gibi bir komşu ya da sanatçı da olabilir. 

Bu yüzden sizden hepimizin travmadan etkilendiği fikrini almanızı / anlamanızı rica ediyorum. Her birimiz bedeli hem kişisel hem de toplumsal olarak ödüyoruz. Hem kişiden kişiye hem de toplumsal olarak birbirimizle bağ kurduğumuzda insanların iyileşmesine yardımcı olabiliriz. Dolayısıyla travma bilgili olmak hepimizin ilgilenmek zorunda olduğu bir meseledir. Geleceği ancak böyle iyileştirebiliriz. 

Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

* Bu yazı Dr. Kelly’nin travma bilgilendirme çalışmalarının önemini anlattığı bir dersten alıntılar içermektedir.

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2018

 

Çocuğun Rızası derken?

61ec9101a4e433ce2b409a0ac333771c

Travmanın Everest’i çocuk istismarıdır. İnsan beyni gelişimi uzun yıllar devam eder. Beyin yaklaşık 11 yaşlarında tekrar bir yeniden yapılanmaya, değişim ve dönüşüme başlar.  Bu yaşlar da ergenliğe geçiş yaşlarıdır. Beyindeki bu yeniden yapılanma süreci, (özellikle frontal lobdaki) ergenin değişken duygu durumunu daha iyi açıklayabilmektedir.  Frontal lob, daha çok dış dünya ile iletişim, öğrenme, davranışların planlanması ve  duygusal durumların kontrol edilmesinde önemli rol oynayan bir bölge. Dikkatin sürdürülebilmesi, plan yapabilme, dürtülerin kontrol edilmesi, muhakeme, benlik algısı, etik bilinç, problem çözebilme yeteneği, ileriye yönelik düşünebilme, deneyim kazanma – hatalardan ders çıkarma, duyguları tanımlama – yaşama ve empati becerisinden frontal lob sorumlu.

Ergenin beyninin olgunlaşması gelişigüzel olmamakta, arkadan öne doğru gerçekleşmektedir. Yani beynin değişim, dönüşüm ve olgunlaşması beyincik ile başlayan ve frontal lobda sona eren bir süreç. Frontal lob,  beyinde gelişimi en uzun süren bölümlerden biri. Bu yüzden çocuğa çocuk, ergene ergen diyoruz. Bu yüzden bir çok konuda yetki vermiyoruz. Böylesi bir konuda rıza almak ne demek? Ama canım “Evliymiş ya da evlenecekmiş, ailesi izin vermiş, seviyormuş, çocuğu varmış, mağdur oluyormuş, rızası varmış” Aklınızı mı yediniz? Beyin gelişimi tamamlanmamış birinin rızası ne demek oluyor?  Böyle bir durumda yapılacak tek mantıklı şey caydırıcı cezalar verip  çocuğu aileden devlet korumasına almaktır.. -diyecektim ki-  devlet? koruma? vazgeçtim… Bu durumda yapılacak tek mantıklı şey travmanın gerçekte ne olduğunu daha iyi anlamak ve bu anlayış doğrultusunda önlemler almak.

Uzm. Ece Türkmut

Axis Mundi Project 

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2016