Çocuklar için öz düzenleme önerileri

Çocuklar için öz düzenleme önerileri

Çocuklar endişe, üzüntü, korku, öfke vb hislere kapıldıklarında ya da aşırı uyarıldıklarında sözle telkin etmek pek bir işe yaramaz. Duyusal olarak da desteğe ihtiyaç duyarlar. Çocukların regülasyonuna yardımcı olabilecek bazı öneriler paylaşmak istiyorum. Bu önerileri bir reçete gibi algılamak yanlış olur. Her durum özeldir ve her çocuğun ihtiyacı farklıdır; ama bu öneri ve oyunları deneyebilirsiniz.

  • Ara vermek 🙂
  • Köpüklü balon üflemek.
  • Rüzgar çarkı üflemek.
  • Sakız çiğnemek.
  • Spor lastiklerini çekiştirmek.
  • Sert bir şekeri emmek.
  • Smootie gibi yoğun bir içeceği pipetle içmek.
  • Suyu pipetle köpürtmek.
  • Buz emmek.
  • Serin su içmek.
  • Organik hoş kokulu yağlarla oynamak. (Sürmek, koklamak vb)
  • Müzik dinlemek.
  • Sesli kitap dinlemek.
  •  Doğa sesleri dinlemek.
  • Yürüyüş yapmak ya da bisiklete binmek. (Çocuklar, hava nasıl olursa olsun her gün  açık havada yeterince vakit geçirmelidir.)
  • Sert olmayan zeminlerde zıplamak. (Örn. yatak, koltuk, trambolin)
  • Salıncakta sallanmak.
  • Lego ile oynamak.
  • Yap-Boz ile oynamak.
  • Tebeşir  ile çizim yapmak.
  • Resim yapmak/boyamak.
  • Bir kediyi ya da köpeği sevmek.
  • Ağaca tırmanmak.
  • Sessiz bir yere gitmek.
  • Ses geçirmez kulaklık takmak.
  • Gözleri kapatıp 10 dan geriye saymak.
  • Şarkı söylemek ya da enstrüman çalmak.
  • Zihin kavanozu kullanmak.
  • Akvaryumda balıkları izlemek.
  • Dans etmek.
  • Yoga yapmak.
  • Baş aşağı durmak.
  • Köpüklü banyo yapmak.
  • Organik hoş kokulu bir losyonu kendine sürmek.
  • Masaj- Kas ve  eklemleri rahatlatma.
  • Saçı ya da bedeni fırçalamak.
  • Aynada komik suratlar yapmak.
  • El işi yapmak.
  • Gölge oyunu ya da kukla ile oynamak.
  • Duvarı itmek.
  • Güneş gözlüğü takmak.
  • Işıkları kapatmak.
  • El feneri ile kitap okumak.
  • Merdiven çıkmak ya da tırmanma duvarına tırmanmak.
  • Olumlama yapmak.
  • Oyun hamuru ile oynamak ya da Stres topu sıkmak.
  • Ağır iş yapmak. (Temizliğe/ Bahçe işlerine yardım vb)
  • Ağır bir battaniye sarınmak ya da ağırlık taşımak. (Örneğin sırt çantasını  biraz fazla doldurup onunla bir süre yürümek.)
  • Battaniye ile sıkıca sarmalanmak.
  • Bir oyuncağa ya da yastığa sıkıca sarılmak.
  • Birine sarılmak.
  • Hayvanlarla oynamak.
  • Hayvan taklitleri yapmak.

Hayvan taklitleri oyunu aşağıdaki görselde anlatılıyor. Her bir hayvan taklidi 45 saniye sürer. Taklitlerin arasında 15 saniye dinlenin. Hareketleri çocuğunuzla birlikte yapmaya çalışın, hatta mümkünse hayvanların özelliklerini de düşünerek birlikte hikayeler yaratabilirsiniz. Hem bu oyunu hem de yukarıdaki önerileri istediğiniz sıklıkta uygulayabilirsiniz.

Cocuklar icin oz duzenleme oyunu

Uzm. Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut Dere 2019

Gelişimsel Travma Hakkında Her Öğretmenin Bilmesi Gereken 10 şey

f33a423053226cd333b4a0d1e37d85cc

Gelişimsel Travma Hakkında Her Öğretmenin Bilmesi Gereken 10 şey

Travma yaşayan çocuklar için öğrenme büyük bir mücadele olabilir…

Yas ile üzüntü son derece açık bir şekilde kendini gösterir.  Travmada ise, semptomlar büyük ölçüde farkedilmeyebilir çünkü başka problemlere benzerlik gösterir: huzursuzluk, öfkeli davranışlar, konsantre olamama, talimatlara uyamama veya grup halinde çalışmanın zorluğu vb… 

Genellikle, bu semptomlara ve tepkilere neden olanın travma olduğunun tespit edilmesi yerine öğrenciler çoğu zaman kaygı bozukluğu, davranış bozuklukları, hiperaktivite veya dikkat dağınıklığı bozukluğu gibi yanlış tanılar alırlar.

Travma yaşayan çocuklar için öğrenmek çok zor olabilir. Bununla birlikte, travma yaşantısını davranışın kökü olarak tanımlayabildiğimizde, çocuklarımızın okuldaki sıkıntılarla başa çıkmalarına yardımcı olma yaklaşımımızı düzenleyebiliriz. Detroit merkezli, Starr Küresel Öğrenme Ağı’nın bir programı olan Ulusal Travmalar ve Kayıplar Enstitüsü’nün klinik direktörü Caelan Kuban Soma, travma deneyimi sebebiyle kendi kendilerine yardımcı olacak stratejiler geliştiren çocukları anlamak için bu ipuçlarını sunuyor.

1. Travma yaşayan çocuklar damarınıza basmaya çalışmıyor.

Bir çocuğun sorunu varsa, günün başında ya da gün içinde bir işi yapmakta ya da derse geçişte zorlanabilir. Çocukların, evlerinde endişelenmelerine neden olan bir durum nedeniyle dikkatlerinin dağılabileceğini unutmayın. Çocukları geç kaldığı için veya ev ödevini unuttuğu için kınamak yerine, o çocuğa yardım etmek için görsel bir ipucu ya da  hatırlatma hazırlayarak onu onaylamaya ve onunla uzlaşmaya çalışın.

Caelan “Bakış açını değiştir ve travma geçirmiş çocuğun damarına basmaya çalışmadığını hatırla” diyor.

2. Travma geçiren çocuklar sürekli olarak sonra ne olacağı konusunda endişeleniyorlar.

Sınıfta günlük bir rutin sakinleşebilir, bu yüzden mümkün olduğunca bir yapı ve öngörülebilirlik sağlamaya çalışın. Caelan, sözlerin travma geçiren çocuklar için anlamlı olmadığını, duyusal ipuçlarına ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Günün nasıl gelişeceğini açıklamanın yanı sıra sınıf programı, ne zaman ve hangi aktivitelerin (matematik, okuma, öğle yemeği, teneffüs vb.) yapılacağını gösteren işaretler veya bir storyboard/pano kullanın.

3. Durum senin için o kadar da kötü görünmese bile, çocuğun önemli olduğunu düşündüğü ve endişe duyduğu şey bu.

Travmayı yargılamamaya çalış. Ilgili öğretmenler olarak, istemeden bir durumun o kadar da kötü olmadığını tahmin edebiliriz, fakat en önemli şey çocuğun o stres hakkında nasıl hissettiğidir. “Çocuğun algısı olduğunu hatırlamamız gerekiyor… Durumun, kontrollerinde olmadığını, yaşamlarının veya güvenliklerinin risk altında olduğunu hissediyorlar” diyor Caelan Kuban Soma.

Mesele tek bir olay bile olmayabilir, ancak kronik stresin doruk noktası önemlidir- örneğin, yoksulluk içinde yaşayan bir çocuk, ailesinin zamanında kira ödeyebilmesi, işlerini sürdürebilmesi veya yeterli yiyeceği olmaması konusunda endişe duyabilir. Bunun gibi devam eden stres faktörleri travmaya neden olabilir. Soma, “Sinir sistemimizi dört ila altı haftadan daha uzun süre aktif halde tutan her şey travma sonrası stres olarak tanımlanır” diyor.

4. Travma her zaman şiddet ile ilişkili değildir.

Travma genellikle şiddet ile ilişkilendirilir; ancak çocuklar boşanma, taşınma, fazla mesai (kurslar, ilave dersler vb) veya zorbalık gibi çeşitli durumlarda travma geçirebilirler. Soma, “Tüm çocuklar, özellikle bu zamanlarda ve bu yaşlarda, zaman zaman aşırı stres yaşıyorlar” diyor ve ekliyor “Olgular düşündüğünüzden daha yaygın.

5. Yardım edebilmek için travmaya tam olarak neyin sebep olduğunu bilmek zorunda değilsin.

Travmatik bir durumun sebebine odaklanmak yerine, acı çeken çocuklara verebileceğiniz desteğe odaklanın. Çocuğun hikayesinin her detayını almak yerine, o anda gördüklerinize bağlı kalın – incinme, öfke, endişe… Gizlilik, travmadan muzdarip öğrencilerle çalışırken en önemli konudur, ve travma bilgili okullar genellikle öğretmenlerin izlemesi gereken bir gizlilik protokolüne sahiptir. Empati ve esneklikle birlikte etkili bir şekilde yanıt verebilmek için travmanın derinliklerini kazmak zorunda değilsiniz.

6. Travma yaşayan çocukların bir şeyde iyi olduklarını ve dünyayı etkileyebileceklerini hissetmeleri gerekir.

Soma, çocuklara hedef belirleme, hedeflerine ulaşmaları ve bu konuda ustalık ve kontrol duygusu hissetmelerini sağlayacak fırsatları bulunmasını öneriyor. Onlara, sınıfta iyi yapabilecekleri işleri verin veya başkalarıyla partner olarak yardımcı olmalarını sağlayın. “Çok güçlendirici” olacaktır diyor. “Başaracaklarını ve ilerleyebileceklerini bildiğiniz bir alanda o çıtayı tutturmaları için ayarlama yapın.” Öğrencinin matematikte iyi olduğunu söylemek yerine, hissetmelerini sağlayacak deneyimler bulun. Travma duyusal bir deneyim olduğu için, çocuklar cesaretlendirmeden daha fazlasına ihtiyaç duyarlar – somut görevlerle kendi değerlerini hissetmeleri gerekir.

7. Stres ve öğrenme becerisi arasında doğrudan bir bağlantı var.

Çocuklar stresli olduklarında, öğrenmeleri zorlaşır. Çocuklarınızın durumlarını anladığınızı ve onları desteklediğinizi göstererek, sınıfınızda güvenli, kabul edilebilir bir ortam oluşturun. Soma, “Travma yaşayan çocuklar, kendilerini güvende ve desteklenmiş hissetmedikleri sürece öğrenmekte zorlanıyor” diyor. “Öğretmen, çocuğu daha az endişeli hale getirmek ve elindeki göreve odaklanmasını sağlamak için ne kadar çok şey yapabilirse, o çocuktan göreceğiniz performans o kadar iyi olur.” Stres azaltma çalışmaları  ve akademik sonuçlar arasında doğrudan bir bağlantı var. 

8. Öz düzenleme travma geçiren öğrenciler için büyük bir zorluk olabilir.

Travmalı bazı çocuklar duygusal olarak uygun olmayan ebeveynlerle büyüyor ve kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmiyorlar. Bu yüzden rahatsız edici davranışlar geliştirebiliyorlar ve uzun süre odaklanmakta zorluk çekebiliyorlar. Başa çıkmalarına yardımcı olmak için düzenli beyin araları planlayın. Günün başında, boş zaman, oyun oynamak ya da biraz dinlenmek için derse ne zaman ara verileceğini hatırlatın. “Davranış patlak vermeden sağalırsa, çocuğu başarıyla düzenlediniz” diyor Soma. Bir çocuk, bir sonraki görevden önce kendini şarj edebileceğini ya da bir mola verileceğini anlarsa, 20 dakikalık bir çalışma bloğuna geçebilir.

9. Çocuklara gün boyunca rahat etmelerine yardımcı olmak için arada boş boş durabileceklerini belirtmek sorun değil.

Travma deneyimi olan öğrenciler için, doğrudan onlara yardım etmek için neler yapabileceğinizi sorabilirsiniz. Birkaç dakika boyunca kulaklıkla müzik dinlemek veya kafalarını masalarına koymak isteyebilirler. Soma, bir adım geri çekilip onlara sormamız gerekiyor diyor; “Sana nasıl yardım edebilirim? Kendini biraz daha iyi hissettirmek için yapabileceğim bir şey var mı? ”

10. Travmalı çocukları sınıfınız dışında da destekleyebilirsiniz.

Okul büyük bir döngü. Travma bilgili strateji ve yaklaşımları, otobüs şoförlerinden gönüllü  ebeveynlere, güvenlik görevlilerine kadar tüm çalışanlarla paylaşın.

Soma, herkese hatırlatmak gerekiyor: “Çocuğu, davranışı tanımlamaz” diyor. Tipik olarak, bu davranışın altında gerçekleşen başka bir şey var, bu yüzden hassas olun. Kendinize sorun, ama “Bu çocuğun derdi ne?” demek yerine, “Bu çocukta neler olup bittiyor merak ediyorum” diye sorun. Bu travma bilgili yaklaşım çocukları görme şeklimizdeki büyük değişim yaratır. 

Çeviri  ve derleme:  Uzm. Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut Dere 2019

Orjinal metin : https://www.weareteachers.com/10-things-about-childhood-trauma-every-teacher-needs-to-know/

 

Bebek Tantrumları / Öfke Nöbetleri

fc11a288c3fec4eb5897f854087144b7.jpg

Daha önce bahsetmiştim ACE (Adverse Childhood Experiences Studies) çalışması ortaya koyuyor ki, çocukluk travmalarının ya da diğer ismiyle olumsuz çocukluk deneyiminlerinin  %46’sının kaynağının ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim hatalarından kaynaklanıyor. Üstelik bu oran cinsel ya da fiziksel istismardan önce geliyor. Yani çocuğumuzla geliştirdiğimiz bağ ve iletişim biçimimiz çok ama çok önemli.

Ama bazan çocuklar bizi gerçekten çok zorlayabiliyor… Vuruyorlar, Tekmeliyorlar, Tırnaklıyorlar, Isırıyorlar… Peki küçük çocuklar neden agresifleşir? Ortamı sakinleştirmek için  bazı öneriler sıralayacağım…

Küçük çocukların çoğu, zaman zaman agresifleşir. Bu sizin kötü bir ebeveyn olduğunuz anlamına gelmez ancak sizin için harekete geçme çağrısıdır. Evet, bazen minik, tatlı bebeğiniz bir baş belasına dönüşebilir. Ama agresif küçük bir çocuk üç yaşına kadar kötü ya da itaatsiz değildir. Aslında size bir şey anlatmaya çalışıyor ve henüz etkili bir iletişim için, dil becerileri ve duygusal alışkanlıkları gelişmemiştir. Ya da onları dinlediğinizi ve anladığınızı hissetmiyorlar bu yüzden de şiddet dikkatinizi çekmenin en etkili ve tek yolu oluyor. 

Küçük çocuklardaki agresyon genellikle, makul (yemek yeme, dikkat çekmek, sarılmak ) ya da değil (başkasının oyuncağı, tehlikeli bir şey, şeker vb) istediklerini şeyi elde edemediklerinde olur. Bu noktada bağlam önemlidir. Tahmin edileceği gibi, bebekler yorulduğunda, endişeli olduğununda, iyi hissetmediğinde, açken ya da başka bir şekilde stresli kaynağına maruz kaldığında saldırgan olma eğilimindedir. Çocuğun gözünden bakıldığında, bu öfke patlamaları, çocuğun güçsüzlüğü göz önünde tutulursa son derece makul bir tepkidir. Başka ne yapabilirler ki ? 

Peki çocuğunuz kontrolü kaybettiğinde bunu nasıl karşılayacaksınız ? 

Hemen belirteyim cezalandırmak ya da ayıplamak hiçbir işe yaramıyor. Hatta, siz de öfkelendiğinizde ve duruma sabırsızca yaklaştığınızda işler daha da kötüleşiyor. Böyle bir tavır sergilediğinizde, öfkenin ve sabırsızlığın bu biçimde dışa vurumunu pekiştirdiğiniz gibi, çocuğun kötü davranışına yol açan hüsranı arttırmış oluyorsunuz. 

Bir çocuk şiddet eğilimi gösterdiğinde, çocuğun düşündüklerini ve hissettiklerini anlamalarına ve iletişim kurmalarına yardımcı olmak için ve ayrıca ebeveynliğinize ince ayar yapmak için harika bir fırsatınız olur. Çocuğunuzun saldırgan davranışını karşılama biçiminiz iyi bir öğrenme anına dönüşebilir. Böylece yüksek olasılıkla siz de mizah ve bakış açınızı koruyarak, akıllıca ve nazik davranmış olursunuz. Aşağıda size yardımcı olabilecek bazı müdahaleleri sıralayacağım: 

  1. Dikkatinizi çocuğa verin. Çocuğunuzla birlikteyken elektronik cihazlardan mümkün olabildiğince kaçının. Bir şey söyledikleri veya yaptıkları zaman, dikkatli bir şekilde yanıt verin, böylece ilginizi çekmek için iletişimi tantrumlarla ve saldırganlıkla yükseltmek zorunda kalmazlar.
  2. Çocuğunuza sıklıkla temas edin. Gün boyunca sıcak ve yakın kucaklaşma zamanları ve alanları sağlayın. Sevginizi aktif ve sık olarak gösterin.
  3. Oynamak, uyumak ve yemek için görsel bir program hazırlayın. Güvenilir ve uygulanabilir bir program, çocuğun dünyanın güvenli ve öngörülebilir olduğunu hissetmesine yardımcı olur. Aynı zamanda fiziksel ihtiyaçlarının karşılandığı bilincini artırır. Beden ve dürtülerini daha fazla anlamasını sağlamak için proaktif bir adımdır.
  4. Saygı. Çocuğun bu öfke nöbetlerine ve dürtülerine saygı gösterin; saygı çocuğun hislerini paylaşmasını kolaylaştırır. 
  5. Makul küçük seçimler yaratın. Çocuğunuza makul derecede, yapabileceğiniz kadar kontrol ve çok seçenek verin. Örneğin, “Ayakkabılarını giymenin zamanı geldi. Kendin mi yapmak istiyorsun yoksa yardım ister misin? ”, “Köftenin yanına yoğurt mu istersin domates mi?”, “Bir kitap seçebilirsin, ben de sana okurum”.
  6. Farklı uyarım çeşitleri sağlayın. Bazen çocuklardaki saldırganlık can sıkıntısını yansıtır. Çocuğunuzun  farklı türde ve yeterince (müzik, fiziksel, entelektüel, sosyal, görsel vb) uyaran aldığından emin olun.
  7. Aktif oyun için yeterli zaman sağlayın. Oyun ve hareket çocuğun sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Örneğin, iki yaşındaki bir çocuk her gün üç saat aktif fiziksel egzersize ihtiyaç duyar. İdeal olarak, bunun büyük bir kısmının açık havada gerçekleşmesi gerekir. Tantrumlar bazen daha fazla fiziksel aktiviteye duyulan ihtiyacı yansıtır. Temiz havada, bir topu tekmelemek ya da koşmak onu rahatlatabilir. 
  8. Uyumlu bir ortam yaratmaya çalışın. Çocuklar, çevrelerinde neler olup bittiyorsa onu taklit eder. İstedikleri şeyi elde etmek için vuran çocuklarla zaman geçiriyorlar mı? Evde veya anaokulunda yaşayabilecekleri endişeler veya gerginlikler var mı? Evdeki iletişim modeli nasıl? Yüksek sesli tartışmaları kastetmiyorum bile, örneğin “Yemek hazır!” diye bağırarak iletişim kuruyor musunuz? 
  9. Rol oyunu; farklı olasılıklar yaratın. Sakin bir anda ve sevecen bir şekilde, son zamanlarda yaşadığınız şiddet içeren bir olayı yeniden canlandırın. Olayla ilgili şiddet, saldırganlık veya öfke dışındaki olasılıklar ve iletişim örnekleri hakkında onu sizinle birlikte düşünmeye teşvik edin. Bu, hislerle ilgili sözcük bulma ya da bir yastığa vurma olabilir. Ardından rolleri tersine çevirin, böylece agresif çocuğu siz oynuyorsunuz ve çocuğunuz ebeveyn rolünü oynuyor. Çok küçük çocukların bile, yetişkinlerin asla düşünemeyeceği, nefis yaratıcı alternatiflerle karşılaştıklarını görüyoruz. 
  10. Şiddet yerine bazı iyi kısa alternatiflerin görsel bir listesini hazırlayın. Çocuğunuzdan da öneri isteyin. Çocuğunuzun vurmak, tekmelemek vb yerine kelimeleri kullanmayı öğrenmesine yardım edin. Örneğin:
  • Uzaklaş. Çocuğunuza, birinin ona kötü davrandığını hissettiğinde uzaklaşmasını öğretin. “Onları senden uzaklaştırmak istemiyorsun, ama ikiniz de çok öfkelendiyseniz, uzaklaşmak senin ya da onun tırmalanmasından daha iyi bir fikir olabilir.”
  • Ona sessiz bir köşe yaratın. Çocuğunuzun, vurması vb. gerekiyormuş gibi hissettiğinde gitmeyi seçebileceği özel bir köşe yapın. Kitap, oyuncak veya doldurulmuş oyuncak hayvanları orada bulundurabilirler. Özel bir battaniyeye veya başka bir nesneye sahiplerse, onu sessiz köşeye götürmelerine izin verebilirsiniz. Agresif olduklarında sessiz köşeye gitmek isteyip istemediklerini sorabilirsiniz.  Ancak sessiz köşeye gitmeyi kesinlikle bir tür ceza olarak yapmıyoruz. Bu köşe, düşüncelerini toplamak ve duygularını kontrol altına almak için yeni ve huzurlu bir yer olarak deneyimlenmeli.
  • Fiziksel olun. Bazı küçük çocuklar saldırganlıkta fiziksel alternatiflerden yararlanır. Sakin bir anda, çocuğunuzun sevdiği bazı seçenekleri öğrenin. Bu bir vurma yastığı, havaya yumruk sallarken zıplamak, öfkeli bir dans yapmak ya da eğilip ayak parmaklarına dokunmak bile olabilir.
  • Bir ejderha gibi nefes ver. Çocuğun sakince derin bir nefes almasını, bu nefesi biraz tutmasını sonra bu nefesi yavaşça vermesini istiyoruz. Bunu bir oyuna dönüştürebilirsiniz:  “Hadi şimdi bir ejderha gibi nefes alalım. Büyük bir ateş yapacağız, şimdi daha da büyük bir nefes al, nefesi biraz tut, ve şimdi bütün ateşi üfleyelim.” diyebilirsiniz ya da köpüklü balon üfleme oyunu yapabilirsiniz. 
  • Yardım isteyebilirsin. Çocuğunuzun öfke nöbetlerini ya da saldırgan dürtülerini yardım isteğine dönüştürmesini sağlayın. Bir kod geliştirebilirsiniz, böylece şiddete başvurmak yerine bunu önlemek için yardımınızı isteyebilir. Bu, “Sarılmaya ihtiyacım var” ya da “Kızgın ejderhaları yakaladım” olabilir. Kod hayal gücünüze kalmış. Sonra çocuk kodu kullandığında, ona sarılmaya ve neler olup bittiğini dinlemeye hazır olduğunuzdan emin olun.
  1. Kendinize iyi bakın. Çocuğa kendi duygularını ve davranışlarını düzenlemeyi öğretmenin en iyi yolu, kendinizin de iyi bir duygusal öz-düzenleme modeli olmasıdır. Kendi duygularınızı yönetmenin yollarını bulun, böylece sakin, düşünceli ve saygılı bir davranış modeli gösterebilirsiniz. Çocuğunuza bağırmayın. Öfke ve bağırma aynı zamanda, iri bir yetişkinin küçücük bir çocuğa zorbalığıdır, bunun da bir saldırganlık biçimi olduğunu unutmayın. 
  2. Çocuğu ayıplamayın ya da tantrum sırasında başka bir yetişkinin ayıplamasına imkan vermeyin. Unutmayın, daha iyisini öğrenene kadar bu öfke nöbetleri onun iletişim kurma yolu. Kendini, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesini istiyoruz ama ayıplama ona sadece kendini ifade etmenin onaylanmayan bir şey olduğunu öğretir. 
  3. Yardım almak. Eğer küçük çocuğunuzun saldırganlığı ile başa çıkma, onu engelleme ya da şiddete maruz kalma konusunda hala rahatsız ediyorsanız, ya da çocuğunuz üç ya da daha büyük bir yaştaysa ve hala kontrolden çıkmış davranıyorsa bir profesyonele danışmanın zamanıdır. Öfke ve şiddet ile ilgili bazı olgular profesyonel yardım gerektirebilir.

Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

*Yazı Psychology Today’ den derlemeler içermektedir.

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2018

 

Gelişmekte olan yeni bir alan: Bebek Ruh Sağlığı

5ebd137dbc57fe211194573d802c9163.jpg

Gelişmekte olan yeni bir alan: Bebek Ruh Sağlığı 

Yakın zamanlarda bir arkadaşım bana bir elektronik posta gönderdi. Bebeği için uyku eğitimi danışmanlığı almıştı ve fikrimi soruyordu… Mektubu incelediğimde şaşkınlık içinde kaldım. Hemen danışman ile ilgili internet üzerinden bir araştırma yaptım ama konuya yetkinliğini kanıtlayacak bir bilgi bulamadım. 

Bu danışman bebekle ve aileyle tanışmadan internet üzerinden bir reçete düzenlemişti: Şu saatte uyandır, bu saatte yedir, filanca saatte yatır, sonra su saatte uyandır… Yatır, ağlarsa yanına git ama pes etme, bir süre sonra alışacak…! Alışacak ?

İnanmak istemedim… Birilerinin böyle bir reçete verebilecek cesarette olmasına, dahası birilerinin de bu reçeteyi uyguladığı düşüncesi / gerçeği son derece talihsiz… Üstelik reçete karşılığında ciddi de bir ücret talep ediliyordu. 

Bebekler robot değil ki… uyuyan bebeği uyandır, istemeyen bebeği o saatte yemeye zorla… Çocuk elbette belli sınırlar ister ve o sınır içinde rahat hisseder. Ancak “bırak ağlasın, alışır” yaklaşımının ne kadar yanlış olduğu artık tartışma konusu bile değil…

Ama anladığım kadarıyla son zamanlarda bazı aileler uyku eğitimini, tuvalet eğitimi gibi olması gereken bir durum olarak algılıyor. Bebeğin ebeveynden ayrı, bütün gece deliksiz uyması ne ara bu kadar önemli bir mevzu haline geldi bilemiyorum. Çünkü bu ilk emailden sonra üç ayrı arkadaşım aynı konuda fikrimi sordu. Henüz bir çocuğum yok, ancak bu tip soruları genelde gelişimsel ve travma – bağlanma bilgilerim doğrultusunda ve bu alandaki deneyimim ölçüsünde cevaplarım. Bence uyku için eğitim gerekmez, bebek zaten uyur, daha rahat uyuması için uygun şartlar hazırlanır sadece… Anne, baba da buna destek olur. Uyku zaten bebeklerin temel ihtiyacıdır ve gerekli şartlar sunulursa uykuları düzene girer ve bebekler yanlarında biriyle de uyuyarak bu temel ihtiyacını giderir, bu emmek kadar doğaldır. Uyku zaten zamanla düzene girecektir, her bebek için her reçete (her uyku eğitimi yaklaşımı uygun) değildir.

Ayrıca bazı çalışmalar gösteriyor ki bir bebek ne kadar çok kucağa alınır ve dokunulursa o kadar daha az derin uykuya dalar ama fiziksel ve ruhsal gelişimi de bir o kadar sağlıklı olur. Çünkü ilk 15 ay, derin uyku bebek için tehlikelidir; sıklıkla uyanma çocuğu ani bebek ölümlerinden korur. Uyku eğitimi vereceğim diye bebek ve ebeveyn bağını riske atmak, çocuğun hem ruhsal hem fiziksel sağlığına uzun vadede hasar verebilir. Zaten ilk yıllar bağlanma açısından zaten hayati önem taşır… Yani bebeğin ağlayarak tek başına uyumayı öğrenmesi mi daha önemlidir, yoksa anne baba ile geliştireceği bağ mı daha önemlidir sorusunun cevabı son derece basittir. 

Son zamanlarda olumsuz çocukluk çağı deneyimleri (ACE) ve Travma teorileri üzerine çalışmalar ilerledikçe yepyeni araştırma alanları da açıldı; Prenatal yani hamilelik döneminde fetüs, doğum, doğum sonrası ve erken çocukluk dönemine yönelik psikiyatri ve psikoloji çalışmaları başladı. Biliyoruz ki hayatın ilk yıllarında, bir çocuğun beyni saniyede 1 milyondan fazla sinirsel bağlantı üretir. Araştırmacılar da, beyin gelişimimizin bu çok erken yıllarında, yaşadığımız şeylerin bizi nasıl etkilediğini daha iyi anlamaya başladılar. Yaşamımızın ilk yıllarındaki bu deneyimler daha sonraki yıllardaki öğrenme, davranış ve fiziksel iyiliğimizi / sağlığımızı etkiliyor. 

Bebekler ağlayarak da iletişim kurar. Ağlamaya yanıt verilmemesi bebek için stres ve çaresizlik hissi yaratır. Ağlamasına uzun süreli cevap verilmeyen bebeklerde stres hormonu olan kortisolun arttığı ve dolayısıyla da gelişimsel açıdan dezavantajlı olduğu bilinmektedir ve bu yüzden, ebeveynlerin bebeklerinin ağlamasına tutarlı şekilde cevap vermeleri gerekir. 

Bebek ruh sağlığı…

Psikolog ve Avustralya Çocuk Ruh Sağlığı Kurumu’nun başkanı Jenna Thornton’a göre, bu multidisipliner alan (bebek ruh sağlığı), özellikle bağlanma teorileri, sinir bilim, motor gelişim ve travma teorilerinden yola çıkarak 0 ile 3 yaş arasındaki çocukların duygusal ve sosyal gelişimini desteklemeyi amaçlıyor: “Çocukların, hem rahat hem de rahatsız edici bir dizi duyguyu ifade etmesinin yanı sıra, deneyimlemelerine, bu duyguları yönetmelerine ve aynı zamanda çevrelerini keşfetmelerine ve öğrenmelerine yardımcı olmak.” diyor ve ekliyor “Çalışmalar temelde, çocukların bakım verenlerle ve akranlarıyla yakın ve güvenli ilişkiler kurmasını desteklemeyi amaçlar”.

Çok mu genç?

Jenna*, bebeklerin ve küçük çocukların gerçek duygusal ve sosyal ihtiyaçlara sahip olmaları için çok küçük oldukları inancının çok büyük bir yanılgı olduğunu söylüyor. Jenna, “Fiziksel ihtiyaçlarının bakıcıları tarafından karşılanması kesinlikle önemlidir. Ama bağlanma teorisi, gösteriyor ki duygusal gereksinimlerine cevap vermek bebek için hayati derecede önemlidir.” diyor.

Jenna, erken dönemlerde desteklenen iyi bir zihinsel sağlığın, çocuklara duygularını yönetme, güçlü ilişkiler kurma ve başarılı bir öğrenme modeli geliştirme için özgüven kazandırdığını söylüyor.

“Ama bunu yalnız yapamazlar”…

Peki bir çocuğun gözünden bu neye benzer ? Ağlayan bir bebek için onu neyin üzdüğünü anlayamasanız bile bu, ağlamaya cevap vermek, kucaklamak ve yatıştırmak anlamına gelebilir. “Biliyoruz ki, sakin ve şefkatli bir şekilde ağlamaya cevap verdiğimizde ve onların duygularını yönetmelerine yardım ettiğimizde, zaman içinde, büyüdükçe kendileri için bunu nasıl yapabileceklerini öğreniyorlar” diyor.

Yürümeye başlamış çocuk içinse destek, çocuğun bakış açısına açık olmakla başlıyor. Jenna ilişkiler bağlamında şunu da ekliyor: “2 yaşındakilere çok stresli ve üzücü gelen bir şey bir yetişkin ile aynı olmayabilir, çocuğun duygularını isimlendirmeye ve doğrulamaya yardımcı olmak daha dayanıklı, daha nazik, daha güçlü ve daha akıllı bir yetişkinin gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca çocuğun duygularını bir olay ile ilişkilendirmek ve duygularını hissettirmek ve kendilerini güvende hissetmeleri için de iyidir.” Bu da basitçe şöyle örneklenebilir: “Kızgın olman çok normal, çünkü Joey oyuncağını aldı. Bu bana olsaydı ben de çok sinirlenirdim. Kızgın olmanda bir sorun yok. Bu büyük bir duygu, ve kendini tekrar iyi hissedene kadar seninle kalacağım.”

Dünyada güvende hissetmek…

Bebekler doğdukları andan itibaren bizimle bağlantı kurmaya hazırlar, ve beyin sıcak, olumlu ve duyarlı ilişkilerle daha iyi büyüyor. “Bakım verenleriyle oluşturdukları bu güvenli ilişkiler, hayatın daha sonraki dönemlerindeki ilişkiler için güçlü bir temel oluşturmasına yardımcı olma açısından gerçekten çok önemli” diyor. Doğdukları andan itibaren bizim bebeklerle ilişkimiz güvenli bağlar geliştirmelerine yardımcı oluyor, böylece bizimle ve dünyada güvende hissediyorlar ve sonuçta kendinden emin ve bağımsız yetişkinler oluyorlar.

Özetle diyeceğim şudur ki uyku eğitimi reçeteleri yerine, önce biraz bağlanma teorileri ve ACE üzerine kafa yormak lazım…

Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

*Jenna Thornton röportajının orijinali Avustralya’da yayın yapan Particle’dan alıntılanmıştır.

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2018

 

DEHB mu? Travma mı?

15078866_1022992977847484_2021127141533384453_n

Amerika Psikiyatri Derneği kitabında, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun Amerikalı çocukların %5 ini etkilediğini AMA Amerikalı çocukların %15‘ne DEHB teşhisi konduğunu ortaya koymuş. Travma uzmanları, bunun büyük bir “yanlış teşhis” olduğunu ve asıl suçlu olan gelişimsel travmanın gözden kaçırıldığını söylüyor.

Travma uzmanları, sağlık hizmeti sunanların, ACE ölçeğini ve verilerini daha akıllıca kullanmalarını ve “Gelişimsel Travma Bozukluğunu” DSM’ye dahil etmek için çaba göstermelerini öneriyor. Böylece kompleks travma öyküsü olan çocuklar doğru tanımlanabilir ve belirtiler ağırlaşmadan doğru şekilde tedavi edilebilinir.

Uz. Ece Türkmut

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2016