Gelişmekte olan yeni bir alan: Bebek Ruh Sağlığı

5ebd137dbc57fe211194573d802c9163.jpg

Gelişmekte olan yeni bir alan: Bebek Ruh Sağlığı 

Yakın zamanlarda bir arkadaşım bana bir elektronik posta gönderdi. Bebeği için uyku eğitimi danışmanlığı almıştı ve fikrimi soruyordu… Mektubu incelediğimde şaşkınlık içinde kaldım. Hemen danışman ile ilgili internet üzerinden bir araştırma yaptım ama konuya yetkinliğini kanıtlayacak bir bilgi bulamadım. 

Bu danışman bebekle ve aileyle tanışmadan internet üzerinden bir reçete düzenlemişti: Şu saatte uyandır, bu saatte yedir, filanca saatte yatır, sonra su saatte uyandır… Yatır, ağlarsa yanına git ama pes etme, bir süre sonra alışacak…! Alışacak ?

İnanmak istemedim… Birilerinin böyle bir reçete verebilecek cesarette olmasına, dahası birilerinin de bu reçeteyi uyguladığı düşüncesi / gerçeği son derece talihsiz… Üstelik reçete karşılığında ciddi de bir ücret talep ediliyordu. 

Bebekler robot değil ki… uyuyan bebeği uyandır, istemeyen bebeği o saatte yemeye zorla… Çocuk elbette belli sınırlar ister ve o sınır içinde rahat hisseder. Ancak “bırak ağlasın, alışır” yaklaşımının ne kadar yanlış olduğu artık tartışma konusu bile değil…

Ama anladığım kadarıyla son zamanlarda bazı aileler uyku eğitimini, tuvalet eğitimi gibi olması gereken bir durum olarak algılıyor. Bebeğin ebeveynden ayrı, bütün gece deliksiz uyması ne ara bu kadar önemli bir mevzu haline geldi bilemiyorum. Çünkü bu ilk emailden sonra üç ayrı arkadaşım aynı konuda fikrimi sordu. Henüz bir çocuğum yok, ancak bu tip soruları genelde gelişimsel ve travma – bağlanma bilgilerim doğrultusunda ve bu alandaki deneyimim ölçüsünde cevaplarım. Bence uyku için eğitim gerekmez, bebek zaten uyur, daha rahat uyuması için uygun şartlar hazırlanır sadece… Anne, baba da buna destek olur. Uyku zaten bebeklerin temel ihtiyacıdır ve gerekli şartlar sunulursa uykuları düzene girer ve bebekler yanlarında biriyle de uyuyarak bu temel ihtiyacını giderir, bu emmek kadar doğaldır. Uyku zaten zamanla düzene girecektir, her bebek için her reçete (her uyku eğitimi yaklaşımı uygun) değildir.

Ayrıca bazı çalışmalar gösteriyor ki bir bebek ne kadar çok kucağa alınır ve dokunulursa o kadar daha az derin uykuya dalar ama fiziksel ve ruhsal gelişimi de bir o kadar sağlıklı olur. Çünkü ilk 15 ay, derin uyku bebek için tehlikelidir; sıklıkla uyanma çocuğu ani bebek ölümlerinden korur. Uyku eğitimi vereceğim diye bebek ve ebeveyn bağını riske atmak, çocuğun hem ruhsal hem fiziksel sağlığına uzun vadede hasar verebilir. Zaten ilk yıllar bağlanma açısından zaten hayati önem taşır… Yani bebeğin ağlayarak tek başına uyumayı öğrenmesi mi daha önemlidir, yoksa anne baba ile geliştireceği bağ mı daha önemlidir sorusunun cevabı son derece basittir. 

Son zamanlarda olumsuz çocukluk çağı deneyimleri (ACE) ve Travma teorileri üzerine çalışmalar ilerledikçe yepyeni araştırma alanları da açıldı; Prenatal yani hamilelik döneminde fetüs, doğum, doğum sonrası ve erken çocukluk dönemine yönelik psikiyatri ve psikoloji çalışmaları başladı. Biliyoruz ki hayatın ilk yıllarında, bir çocuğun beyni saniyede 1 milyondan fazla sinirsel bağlantı üretir. Araştırmacılar da, beyin gelişimimizin bu çok erken yıllarında, yaşadığımız şeylerin bizi nasıl etkilediğini daha iyi anlamaya başladılar. Yaşamımızın ilk yıllarındaki bu deneyimler daha sonraki yıllardaki öğrenme, davranış ve fiziksel iyiliğimizi / sağlığımızı etkiliyor. 

Bebekler ağlayarak da iletişim kurar. Ağlamaya yanıt verilmemesi bebek için stres ve çaresizlik hissi yaratır. Ağlamasına uzun süreli cevap verilmeyen bebeklerde stres hormonu olan kortisolun arttığı ve dolayısıyla da gelişimsel açıdan dezavantajlı olduğu bilinmektedir ve bu yüzden, ebeveynlerin bebeklerinin ağlamasına tutarlı şekilde cevap vermeleri gerekir. 

Bebek ruh sağlığı…

Psikolog ve Avustralya Çocuk Ruh Sağlığı Kurumu’nun başkanı Jenna Thornton’a göre, bu multidisipliner alan (bebek ruh sağlığı), özellikle bağlanma teorileri, sinir bilim, motor gelişim ve travma teorilerinden yola çıkarak 0 ile 3 yaş arasındaki çocukların duygusal ve sosyal gelişimini desteklemeyi amaçlıyor: “Çocukların, hem rahat hem de rahatsız edici bir dizi duyguyu ifade etmesinin yanı sıra, deneyimlemelerine, bu duyguları yönetmelerine ve aynı zamanda çevrelerini keşfetmelerine ve öğrenmelerine yardımcı olmak.” diyor ve ekliyor “Çalışmalar temelde, çocukların bakım verenlerle ve akranlarıyla yakın ve güvenli ilişkiler kurmasını desteklemeyi amaçlar”.

Çok mu genç?

Jenna*, bebeklerin ve küçük çocukların gerçek duygusal ve sosyal ihtiyaçlara sahip olmaları için çok küçük oldukları inancının çok büyük bir yanılgı olduğunu söylüyor. Jenna, “Fiziksel ihtiyaçlarının bakıcıları tarafından karşılanması kesinlikle önemlidir. Ama bağlanma teorisi, gösteriyor ki duygusal gereksinimlerine cevap vermek bebek için hayati derecede önemlidir.” diyor.

Jenna, erken dönemlerde desteklenen iyi bir zihinsel sağlığın, çocuklara duygularını yönetme, güçlü ilişkiler kurma ve başarılı bir öğrenme modeli geliştirme için özgüven kazandırdığını söylüyor.

“Ama bunu yalnız yapamazlar”…

Peki bir çocuğun gözünden bu neye benzer ? Ağlayan bir bebek için onu neyin üzdüğünü anlayamasanız bile bu, ağlamaya cevap vermek, kucaklamak ve yatıştırmak anlamına gelebilir. “Biliyoruz ki, sakin ve şefkatli bir şekilde ağlamaya cevap verdiğimizde ve onların duygularını yönetmelerine yardım ettiğimizde, zaman içinde, büyüdükçe kendileri için bunu nasıl yapabileceklerini öğreniyorlar” diyor.

Yürümeye başlamış çocuk içinse destek, çocuğun bakış açısına açık olmakla başlıyor. Jenna ilişkiler bağlamında şunu da ekliyor: “2 yaşındakilere çok stresli ve üzücü gelen bir şey bir yetişkin ile aynı olmayabilir, çocuğun duygularını isimlendirmeye ve doğrulamaya yardımcı olmak daha dayanıklı, daha nazik, daha güçlü ve daha akıllı bir yetişkinin gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca çocuğun duygularını bir olay ile ilişkilendirmek ve duygularını hissettirmek ve kendilerini güvende hissetmeleri için de iyidir.” Bu da basitçe şöyle örneklenebilir: “Kızgın olman çok normal, çünkü Joey oyuncağını aldı. Bu bana olsaydı ben de çok sinirlenirdim. Kızgın olmanda bir sorun yok. Bu büyük bir duygu, ve kendini tekrar iyi hissedene kadar seninle kalacağım.”

Dünyada güvende hissetmek…

Bebekler doğdukları andan itibaren bizimle bağlantı kurmaya hazırlar, ve beyin sıcak, olumlu ve duyarlı ilişkilerle daha iyi büyüyor. “Bakım verenleriyle oluşturdukları bu güvenli ilişkiler, hayatın daha sonraki dönemlerindeki ilişkiler için güçlü bir temel oluşturmasına yardımcı olma açısından gerçekten çok önemli” diyor. Doğdukları andan itibaren bizim bebeklerle ilişkimiz güvenli bağlar geliştirmelerine yardımcı oluyor, böylece bizimle ve dünyada güvende hissediyorlar ve sonuçta kendinden emin ve bağımsız yetişkinler oluyorlar.

Özetle diyeceğim şudur ki uyku eğitimi reçeteleri yerine, önce biraz bağlanma teorileri ve ACE üzerine kafa yormak lazım…

Ece Türkmut Dere

Axis Mundi Project

Post Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye

https://www.projectaxismundi.com

*Jenna Thornton röportajının orijinali Avustralya’da yayın yapan Particle’dan alıntılanmıştır.

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2018

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s