Mutsuz Zihin? Mutsuz Karın? Hangisi önce geliyor?

2272bf5a250c065643d2293a69acfe82

Mutsuz Zihin? Mutsuz Karın? Hangisi önce geliyor?
İkinci Beyin dedikleri…

Sindirim sistemimizde gizli olağanüstü bir şey var. Bilimadamları bir süredir (19 yy) bunu farkında ancak yeni gelişen teknoloji ile yapılan yeni araştırmalar ve sonuçları bildiklerini bambaşka bir noktaya taşıyor. Yeni keşfedilen bulgular zihinsel ve fiziksel sağlığımız hakkında devrim yaratacak nitelikte.

Kafamızda olan biten daha aşağıda, bilim adamlarının “bağırsağımızdaki beyin” dedikleri olgu ile alakalı. Fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerinde önemli bir anahtar. Bağırsağımızdaki beyin ya da “ikinci beyin” gastrointestinal sistemde, karmaşık katmanlı dokuda 200 – 600 nörondan oluşuyor. Böyle bir ateşleyici gücün yiyeceklerle uğraşmaktan daha fazlasını yapması şaşırtıcı değil. Beyne doğrudan bilgi göndererek zihinsel ve duygusal işleyişte kritik bir rol oynamakta. Bununla birlikte stres, anksiyete ve üzüntü gibi duyguları etkilediği gibi hafıza, karar verme ve öğrenme becerisini de doğrudan etkiliyor. Bağırsaklardaki beyin bizim algıladığımız gibi düşünmüyor ama ana beynimiz ile sürekli iletişim halinde olarak zihinsel ve duygusal sağlığımız üzerinde kritik bir rol oynar. Buraya kadarını daha önce farklı yerlerde okumuş olabilirsiniz. Buradan sonrası yeni bilgiler içeriyor olabilir 🙂

En son travma eğitiminde Dr.Bessel van der Kolk “ İkinci beyni iyileştirmeden travmayı tedavi edemeyiz.” diyerek tedavinin birçok bileşeniyle birlikte beslenmenin öneminin de altını çizmişti.

Peki nasıl oluyor?

Bağırsak duvarına gömülü ortalama 200- 600 milyon nöron içeren enterik sinir sistemi, çevresel tehlikeleri hissetmeyi ve bunlara verilecek tepkileri tespit ediyor. Beyin stres durumunda sağlıksız besinleri tercih etmesinin sebebi bu. Yani bu besinlerin insanlara çekici gelmesinin nedeni bağırsaklardaki ikinci beyin. Başlangıcı yemek borusu, bitişi anüs olan enterik sinir sistemi, içerdiği nöronlar bakımından beyinden beş kat daha üstün.
Beyinle ortak özelliklere sahip olan enterik sinir sisteminde çeşitli nöron türleri bulunuyor. Nöronlar arasındaki destek, glial hücreler tarafından sağlanıyor. Vücuttaki serotonin miktarının % 95 lik kısmı enterik sinir sistemi tarafından üretiliyor.
Bildiğiniz gibi Dopamin beyinde keyifle alakalı; Bağırsaklarda ise sinyalleme molekülü görevini üstleniyor. Yani bağırsaklardaki kasların kasılmasını sağlayan nöronlar arasındaki mesajlaşma gibi görevleri yerine getiriyor. Bir anlamda serotonin bağırsaklardaki sinyalleri taşıyor. Ayrıca bağırsakta üretilmiş olan serotonin kana karışarak, karaciğer ve akciğerde olan hasarlı hücreleri onarıp, kalp gelişiminde ve kemik yoğunluğunda etkili oluyor.

İnsanların stres karşısında gösterdikleri tepkilerden beyinle enterik sinir sisteminin işbirliği içinde olduğunu biliyoruz. Beyin savaş ya da kaç tepkisi göstererek, kanı mideden kaslara yönlendiriyor. Bu sırada midede garip bir his meydana geliyor. Stres aynı zamanda bağırsaklarda ghrelin hormonunun daha fazla üretilmesine neden oluyor. Hormon iştah açıcı etkiye sahip olduğundan, beyin dopamin salgılanması için uyarılıyor. Ghrelin hormonu stresi baskıladığından, üstlendiği görev önemli. (Metnin en sonunda daha da bilimsel, özet bir açıklama bulabilirsiniz. *)

Mutsuz Zihin? Mutsuz Karın? Hangisi önce geliyor?

Kaygı, stres, anksiyete ve depresyonun çoğu zaman irritabl bağırsak sendromu, kabızlık, ishal, hazımsızlık, şişkinlik gibi “mutsuz karın” problemlerini beraberinde getirdiği bir sır değil. Onlarca yıldır doktorlar stres, anksiyete ve depresyon vb nin buna sebep olduğunu düşünüyordu ama yeni bulgular bunun tam tersini ortaya koyuyor. Gastrointestinal sistemdeki bozulma ruh halini değiştiren sinyalleri tetikleyerek beyne gönderiyor. Probiyotiklerin zihinsel rahatsızlıkların tedavisinde ya da stres ve anksiyete durumlarında belirtileri hafiflettiğini biliyoruz. Nedeni ortada gibi görünüyor…

İkinci beynin zihin sağlığı üzerinde oynadığı kritik rol ortada;. Etkileyici olan, etkinin yönü.
Beyinden çıkan en uzun sinir vagus aslında beyinden gelen 12 çift sinirden biri. Beyin sapından göbeğe kadar uzanıyor. İşte işin büyüleyici kısım bu: Vagustaki liflerin yaklaşık    % 90’ı, göğüsteki (kalp gibi) iç organlardan geçerek, bilgiyi karından beyne taşıyor, tersi değil.

Aslında biz bunu biliyorduk, dilimizde kullanıyoruz… Şimdiye dek ‘içgüdü’ olarak adlandırdığımız veya bir karar vermek için ‘kalbini dinle’ söylemimiz, muhtemelen ikinci beyinden yani karından gönderilen sinyallerle ilgili.

Bilgi ve mesajlar beyinden kalbe ve bağırsağa, ayrıca vagus siniri üzerinden diğer yönde de dolaşır, ancak artık kuşkusuz olarak bildiğimiz akışın ana yönünün bağırsaktan beyne doğru olduğu.

Bakterilerin Rolü

Nöronlar gibi beyin – sindirim sistemi bağlantısı açısından diğer önemli oyuncu bağırsaklarımıza yerleşmiş 100 trilyon bakteri. UCLA’dan fizyoloji, psikiyatri ve davranış bilimleri profesörü Emeran Mayer, bağırsak bakterilerinin beyne gönderdiği bilgilerde olağanüstü bir bilgelik içerdiğini söylüyor. Bu bakteriler doğduğumuz günden ve muhtemelen daha önceden beri her gün, her dakika bizim davranışlarımızı etkiliyor. Mayer’in araştırması, bağırsaktaki belirli bakteri kombinasyonlarının beynin sinir ağını nasıl etkileyebileceğini ve sonuç olarak davranış modeli, ruh hali ve öğrenme gibi şeyleri nasıl etkilediğini göstermiş. Ekipteki diğer araştırmacılar aynı zamanda bağırsak bakterileri ile davranış arasındaki muhtemel bir bağlantıyı araştırmışlar ve bazı dikkat çekici keşifler yapmışlar.

Bir çalışmada ortaya çıkan bulgu şöyle: “Ürkek farelerin bağırsak bakterileri, dışa dönük farelerin bağırsağına aktarıldığında, dışa dönük fareler daha endişeli hale geldi.”
Tam tersi de incelenmiş: “Cesur farelerin bağırsak bakterilerini, ürkek fareler aldığında, çekingen fareler daha cesur ve dışa dönük hale geldi. Ayrıca agresif fareler, bilim insanlarının bağırsak bakterilerini probiyotik veya antibiyotik vererek ayarladıklarında sakinleşti.”

Çocuklar üzerine

Devamında yapılan araştırmalar, çocuklarda, özellikle de erkek çocuklarında davranış biçimleri ile spesifik bağırsak bakterilerinin varlığı arasındaki korelasyonları ortaya koymuş.

Emzirme öyküsü, diyet ve doğum yönteminden bağımsız olarak yapılan araştırmada bulgular şöyle:

  • Bağırsak bakterileri bakımından en fazla genetik çeşitliliğe sahip olan çocuklar daha olumlu, meraklı, hoşsohbet ve dürtüseldir.
  • Erkeklerde dışa dönüklük, belli bakteri türlerinin bolluğuyla (Rikenellaceae ve Ruminococcaceae aileleri ve Dialister ve Parabacteroides cinsi) ilişkilendirildi.
  • Kızlarda, öz-kısıtlama, sevecenlik ve odaklanmış dikkat sorunları, daha düşük bağırsak bakterileri çeşitliliği ile ilişkilendirildi.
  • Belli bir bakteri familyasına (Rikenellaceae) bolca sahip olan kızlar, daha dengeli mikrobalara sahip olan kızlardan daha korkak ve travmaya yatkın.

Bu araştırma hala taze, bu yüzden bağırsak bakterilerinin kombinasyonu açısından sağlıklı bir karnın neye benzeyeceğini veya hangi faktörlerin bunu etkileyeceğini hala tam olarak söyleyemiyoruz. Mikrobiyomun mükemmel dengesinin hepimiz için farklılık gösterebileceği ve değişebileceğini düşünüyorlar. Bu nedenle, araştırmacılar çalışmadaki herhangi bir çocuğun bağırsak mikrobiyomunu her hangi bir şekilde değiştirmemeye dikkat ediyorlar. Bununla birlikte “junk food” yani abur cubur bu tartışmaya dahil bile değil. Yani kesinlikle kaçınılması gereken gıdalar.

Bağırsak ve Depresyon

Depresyon, ruhsal durumdan sorumlu nörotransmitter olan serotonin düzeyinde bir düşüşe neden olur. Sıradışı olan şey, vücudun serotonininin sadece% 5’inin beyinde depolandığıdır. Vücudun serotonin’in diğer % 95’i bağırsaklarda saklanır.

En sık reçete edilen ve serotonin düzeylerini değiştiren antidepresanların genellikle gastrointestinal sorunlarla birlikte gelmesi şaşırtıcı değil. Bağırsağın depresyondaki rolünün henüz farkettiğimizden etkisinin de daha fazla olduğunu öğrenmek şaşırtıcı değil. Araştırmalar, bu açıdan bazı cevaplar arıyor. Ancak artık çok sayıda sinir bilimci, psikolog ve psikiyatrist beslenmeyi düzeltmeden iyileşmede ilerleme sağlamayamayacaklarına ikna olmuş durumda.

Bağırsak ve Kaygı / Anksiyete

Araştırmacılar, daha fermente gıdalar yiyen genç erişkinlerin (probiyotikler içeren) sosyal kaygı belirtilerinin daha az olduğunu keşfetti. Psikoloji Profesörü Matthew Milimire şöyle açıklıyor: “Fermantasyonlu gıdalardaki probiyotiklerin bağırsaktaki ortamı olumlu şekilde değiştirdiğini ve bağırsakta meydana gelen değişmeler sosyal kaygıyı etkiliyor … yani bağırsaklarınızdaki mikroorganizmalar aklınızı etkiliyor.”

Stres anında bağırsak, beyine açlık sinyali veren bir hormon olan ghrel’in üretimini yükseltiyor. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar veriyor. Bu noktada ne yemeyi seçtiğiniz çok önemli.
Yakın tarihli çok ilgi çeken bir başka çalışmada, çiftlerin kavga/ tartışma sonrası iştah tetikleyici hormon miktarlarında belirgin olarak yükselme olduğu bulundu. Araştırmacılar, sağlıksız ilişkilerin zayıf besin seçeneklerine neden olduğunu dahası zayıf beslenme seçeneklerinin sağlıksız ilişkilere sebep olduğunu henüz doğrudan söylemese de, bu korelasyonun göz ardı edilemeyecek kadar güçlü olduğunu belirtiyor.

Mayer, son 50 yılda Akıl hastalıklarının, Depresyonun, Otizm, Multiple skleroz, Parkinson ve Obezitenin dramatik bir artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Bütün bunların değiştirilmiş bağırsak bakterileri ve beyin-bağırsak etkileşimleri var. Aynı zamanda, son elli yıl boyunca, gıda üretim ve işleme biçimimizi ve antibiyotik kullanma şeklimizi çarpıcı bir biçimde değiştirdik.

Gördüğünüz gibi akıl sağlığı kimsenin kafasında değil ya da tam olarak zihinsel bir hastalık da değil. Bilim bize bunu gerçekten kanıtlıyor. Zihinsel ve duygusal sağlığın bağırsaklarımızdan etkilendiğinden şüphe yok. Araştırmaların sonuçları heyecan verici ve tedavilere ve zihin sağlığımıza nasıl bakacağımız konusunda devrim yaratacak gibi.

Araştırma sürekli olarak gelişmekte ancak şu noktada, bağırsaklara (ikinci beyne) dikkat etmenin ve sağlıklı tutmak için elimizden gelen her şeyi yapmanın önemine şüphe yok. Bu zihinsel ve duygusal sağlığımız için hayati anahtarlardan biri.

*Sindirim sistemi, merkezi sinir sistemi (CNS) ile gastrointestinal sistem duvarındaki enterik sinir sistemindeki sinirler (ENS) bağlantılı olarak ileti alıp verir (innerve). ENS otonom sinir sisteminin parçasıdır; CNS refleksiyle uyumlu olarak çalışır ve komuta merkezleri ile sindirim işlevini kontrol etmek için sempatik gangliyonları geçerek merkezi komuta eder. ENS ve CNS arasında ve ENS ile sempatik prevertebral ganglionlar arasında çift yönlü bilgi akışı vardır. İnsandaki ENS, 200-600 milyon nöron içeriyor ve çoğu binlerce küçük ganglionda dağılır, bunların büyük çoğunluğu myenterik (tüm sindirim kanalı boyunca birbirine bağlantılı olarak uzanan nöronlar – kanal duvarındaki düz kasları kontrol eder) ve submukozal pleksusların (kanal duvarında lokal salgılama, lokal absorbsiyon, lokal kasılmadan sorumlu) bulunduğu iki pleksusta bulunur. Myenterik pleksus, üst özefagustan internal anal sfinktere kadar uzanan sürekli bir ağ oluşturur. Submukozal gangliyonlar ve bağlantı lifi demetleri küçük ve kalın bağırsaklarda pleksuslar oluşturur, ancak midede ve yemek borusunda yoktur. ENS ve CNS arasındaki bağlantılar vagus ve pelvik sinirler ve sempatik yollarla taşınır. Nöronlar ayrıca ENS’den prevertebral gangliyonlar, safra kesesi, pankreas ve trakea projeksiyonu yaparlar. ENS ve SSS’nin göreli rolleri sindirim sistemi boyunca önemli derecede farklılık göstermektedir. Çizgisel kas özofagus hareketleri CNS’de sinir desen üreticileri tarafından belirlenir. Aynı şekilde MSS midenin durumunun izlenmesinde ve vago-vagal reflekslerle kontraktil aktivitesini ve asit salınımını kontrol altında tutmada önemli bir role sahiptir.
Buna karşılık, ince bağırsak ve kolonda ENS, kas aktivitesi, transmukozal sıvı akıları, lokal kan akışı ve diğer fonksiyonların kontrol edildiği duyusal nöronlar, internöronlar ve birkaç sınıf motor nöron da dahil olmak üzere tam refleks devrelerini içerir. MSS lumbosakral omurilikteki defekasyon merkezleri yoluyla dışkılamayı kontrol eder. ENS’in önemi, bazı ENS nöropatilerinin hayati tehlike oluşturan etkileri ile vurgulanmaktadır.
1Department of Anatomy and Neuroscience, University of Melbourne, Parkville, VIC, 3010, Australia

çeviri ve derleme
Uzm. Ece Türkmut

Axis Mundi Project

Post – Travma Çalışmaları ve Introceptive Yoga Türkiye 

Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan çeviri, makale, yazı, döküman, dosyalar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © Ece Turkmut 2016

Reklamlar

Mutsuz Zihin? Mutsuz Karın? Hangisi önce geliyor?” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s