İKİLİKSİZLİK / NONDUALITY

102ed7fd79e7a0cc372bd96d42bc40d5-1

İKİLİKSİZLİK: ÇEKİM YASASININ ÖTESİNDE

Tamam, bu yüzden mükemmel bir hayat tecelli ettik: güzel araba, heyecan verici bir ilişki, başarılı bir iş, sonsuz ve bitmeyen mutluluk, mükemmel ruhsal tecrübeler – her şey yerine geldi! Zengin oldun, fiziksel sağlığın mükemmel, dünyayı fethettin, saf eşsiz aydınlanmaya ulaştın! Harika!

Ama, tabii ki eğer gerçekten tezahürün ve zamanın ötesinde kim olduğunu bilmiyorsan tüm  bunlar boş ve anlamsız olacaktır.

Ve sonra, tezahürün gölgeli bir tarafı var. Korkular, kuşkular, tüm bu projenin altında guruldayan bir anksiyete: Sahip olduğum herşeyi kaybedebilirim. Dıştan gelen herşey benden geri alınabilir. Diğerleri benden daha iyi yapabilir. Hayat Manifeston kaybolabilir. Saf manevi mutluluk hallerin bile geçiciliğin içinde boğulmuş olabilir.

Ve büyüyen farkındalık: Ne kadar çok olursa olsun, asla yeterli olmayacak. Ne kadar çok biriktirirsem biriktireyim tatminsizliğim daha çok büyüyecek.

Ne zaman, tam olarak memnuniyetim bir noktaya ulaşacak?

Ne zaman arayışım sona erecek?

Ne zaman derinden dinlenmek mümkün olacak?

Ne zaman tam olarak canlı hissedeceğim?

Ne zaman tam olarak yuva olacağım kendime?

Çekim yasası doğal olarak seni mükemmel hoşnutluğa değil ama muhteşem hayal kırıklığına taşıyacak. Bu bir hata değil, ya da yasa başarısız değil (yasa doğası gereği başarısız olamaz) aslında bu gerçek manevi olgunluğun başlangıcı. Tüm ilizyonlar ölmek zorunda, hatta en sevdiklerin de. Ve tüm zamanların en büyük yanılgısı da yani “Ben” in kendisi.

Tezahürü yapan kim?

Tezahürleri yapan ya da yapmayan “ben” ne?

BEN KİMİM?

Bu soru en derinde köklere kadar gider ve hayat öyle ya da böyle eninde sonunda bu soruyu karşına çıkaracaktır. Paranı, başarını, popülerliğini, şöhretini, görünüşünü kaybedebilirsin. Sana bir hastalık tanısı konabilir. Sevdiğin biri seni bırakabilir. Acı elle tutulur gözle görünür bir hal alabilir.

Negatif tavrınla olumsuzluğu mu tasarladın? Bu senin hatan mı? Tasarladığın bu hayat projesinde başarsız mı oldun? Yoksa “Ben” olması gerektiği gibi değil mi? Tüm bunlar büyük bir hata mı? Evren yanlış mı gitti? Böyle birşey mümkün mü?

Eğer şahsen sen olduğuna inanıyorsan gerçekten kim tasarlıyor, eğer kontrolün sende olduğunu düşünüyorsan bu tasarının düzgünce işlemesi için yarattığın baskı eninde sonunda neşeni boğmaya başlayacak. Tasarın senin istediğin gibi ya da planladığın gibi olmadığında içeride şiddet oluşacak -kendini suçlama, suçluluk duygusu, duygu eksikliği, spiritüel başarısızlık…

Çekim Yasasını yaşamadığın için kendini dövüyor olacaksın. Hatta daha da gayret etmeye başlayacaksın, iliğin kemiğinle çalışacak çabalayacaksın, kendini tüketeceksin. Ne için? Kim için?

Rahatla, arkadaşım. Başından beri bunu tasarlayan sen değildin. Ego, “Sorumlu Ben” tasarladı, tasarlayacak inancın en büyük yanılsaman. Egonun en büyük hayali olan mükemmellik, ölçüsüz bir tevazu ile çökmek zorunda, egonun planları parçalanırken, burada olan her ne ise, her ne verilmiş ise ona olan mutlak şükran yükselecek.

Baştan almak gerekirse hayat hiçbir zaman gerçekten senin olmadı. İyi, kötü ve çirkin… hepsi açıklanamaz hediyeler. Bu anlayış “Ben” için korkunç depresif bir haber ama gerçekten kim olduğunla ilgili saf bir özgürleşme hali getirecek.

Koşulsuz sevgi her yasadan daha büyük bir şey. Dalga okyanusa meydan okuyamaz ya da herhangi bir dalga okyanusu kontrol edemez, en fazla bir süre öyle yaptığına inanır.

İşler yolunda gitse de gitmese de, hayat hikayen iyi ya da kötü görünse de, olumlu ya da olumsuz olsa da, seni sevseler ya da çarmıha gerseler de… direndiğin herşeyde bu olguyu anla sonra hep huzur içinde olacaksın.

Görkemli bir kusuru olan ya da mükemmel görünen bir dalga, hatta tüm kusurların ortasında, tüm gariplikler ve tüm görünür arızalarla sen her zaman adı konulamaz ikiliksiz bilincin mükemmel hareketi içindesin. Sen hayatın kendisisin ve bu yüzden bütünlüklü halin, kırılamaz neşen ve gerçek doğan bunun altında yatıyor.

Yani evet hayal et, kendin için inanılmaz bir yaşam tasarla, eğer buysa senin içinden ilerlemek isteyen yap. Oyna! Oyna, oyna! Bunu yaparken başarılı olmak için herhangi bir baskı olmaması gerektiğini bil. Hatta başarısızlık halinde, umutsuzluğun en içinde, hayallerin toza dönüşse bile, güzelim tasarın paramparça dağılsa bile, için şüphelerle dolduğunda bile herşey olması gerektiği gibi. Herşey tamam. Hiçbir şey yolunda değilmiş gibi olsa bile, herşey tamam. Burada bozulmuş bir ilahi plan yok, sen zamanın ötesinde ölçüsüzce seviliyorsun. Kendine yönelik kurman ve koruman gereken bir imajla ilgili bir baskı yok, hiç olmadı. Sen oltada değilsin, sen her zaman kurtulmuştun, her zaman açıktaydın. Bir ışık var ki hiçbir zaman tükenmeyecek, bitmeyecek…O başından beri sendin.

Jeff Foster

NONDUALITY: BEYOND THE LAW OF ATTRACTION

Okay, so you’ve manifested the perfect life: the beautiful car, the thrilling relationship, the successful business, the perfect spiritual experiences of infinite and unending bliss – everything has come to fruition! You got rich, you are in perfect physical health, you conquered the world, you reached pure, unexcelled enlightenment! Wonderful!

But, of course, it will all be empty and meaningless if you don’t know who you really are beyond manifestation and time.

And then there’s the shadow side of manifestation; the fears, the doubts, the anxiety rumbling underneath the entire project: Everything I have I can lose, everything external can be taken away. Others can do better than me. The manifestations can disappear. Even states of pure spiritual bliss are drenched in impermanence. And the growing realisation: However much I have, it’ll never be enough. The more I accumulate, the more dissatisfied I can grow. When will I reach a point of total contentment? When will the seeking end? When will I be able to rest deeply? When will I feel fully alive? When will I be Home?

It’s natural that the Law of Attraction will eventually lead you not to the perfect contentment, but to the perfect disillusionment. This is not a mistake, or a failure of the Law (for the Law cannot fail on its own terms), but the beginning of real spiritual maturity. All illusions must die, even our most cherished ones. And the biggest illusion of all? The ‘me’ itself.

Who is the one doing the manifesting? What is the ‘me’ who manifests or does not manifest? WHO AM I? This question goes to the very root. And life will bring you to this question one way or another.

You lose your money, your success, your popularity, your fame, your looks. You are diagnosed with an illness. Someone you love leaves you. Suffering appears out of the blue. Did you manifest the ‘negative’ with your ‘negative’ attitude? Is it all your fault? Did you fail in your manifestation project? Is the ‘me’ not what it should be? Is it all a big mistake? Has the universe gone wrong? Is that possible?

If you believe that it’s you – personally – who’s doing the manifesting, if you think that you are the one in control, then the pressure to manifest ‘properly’ will eventually begin to suffocate your joy. And there will be inner violence – self-blame, guilt, feelings of lack and spiritual failure – when the manifestations aren’t what you wanted or planned for. You’ll beat yourself up for not living up to the Law. And you’ll strive even harder, working yourself to the bone, exhausting yourself. For what? For whom?

Relax, friend. It was never ‘you’ who was manifesting in the first place. The separate ego, the ‘me in charge’ is, and was, and always will be, the greatest illusion of all. The ego’s dream of perfection must collapse into outrageous humility, and absolute gratitude for what is here, for what is given, however much that clashes with the ego’s plans. Life was never really yours to begin with. The good, the bad, and the ugly, are all inexplicable gifts.

This is terribly depressing news for the ‘me’, but pure liberation for who you truly are.

Unconditional Love is higher than any Law. The wave cannot manifest the ocean, nor can any wave control the ocean, although it may believe in control for a while. Understand this and you are always at peace, whether things go well or don’t go well, whether your life story seems good or bad, positive or negative, whether or not your manifestations are wonderful ones, whether they love you or they crucify you and everything you stand for. As a seemingly perfect wave or a gloriously imperfect one, even in the midst of your flaws and weirdnesses and apparent failures, you are always a perfect movement of the Unnameable non-dual ocean of Consciousness. You are Life Itself, and therein lies your completion and your unbreakable joy; and your true contentment.

So yes, dream, manifest, create an incredible life for yourself, if that’s what wants to move through you! Play, play, play! And know that there is no pressure for you to succeed at all. Know that even in your failure, even in your despair, even when your dreams turn to dust, even when your beautiful manifestations crumble to the ground, even when you are full of doubts, everything is thrillingly okay even when it’s not okay, and there is no divine plan that has been broken, and you are loved beyond measure, beyond time itself. There is simply no pressure for you to hold up any image of yourself, and there never was. You are always off the hook.

There is a Light that never goes out, and it was always You.

Jeff Foster

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s