Gülümse :)

1c5d535d26ca9a396b6cb08dff647afe

“Hissetmek, tek şifa! Hissedilen ne olursa olsun.”
Minnesotalı biyokimyacı Dr. W. Frey üzüntü gözyaşları ile mutluluk gözyaşları birbirleriyle ilişkilerini ayırt etmeye yönelik bilimsel bir çalışma yapmış. “Crying: The Mystery of Tears” (Ağlamak: Gözyaşlarının Sırrı) adlı kitabında ilginç örnekler veriyor. Mesela  bu çalışma soğan soyarken oluşan gözyaşı ile duygusal gözyaşlarının protein yapılarının farklı olduğunu kanıtlamış. Duygusal gözyaşları yüksek protein içeriyor stres sonucu oluşan zararlı maddeler gözyaşı ile dışarı atılıyor. Gözyaşları bastırıldığında ya da ağlamaya karşı bir direnç varsa insan ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Böyle kişilerde mide, bağırsak hastalıları daha yüksek oranda bulunduğu tespit edilmiş.
İnsanların bazıları stresli sorunlarla başa çıkmak ve kaygıyı azaltmak için kendi kendine konuşmaya çok başvururlar. Şahsen ben çok yaparım 🙂 İç diyalog yürütme yeteneğimiz çocuklukta başlıyor. Çocuklar oyunlarda kelime ve kafiyeleri tekrarlar, odada birisi var gibi konuşurlar, işaretler yaparak durumlarını anlatırlar. Çocuklar düşünürken sesaltı dil hareketlerini sıklıkla yaparlar. Kendi kendine konuşma çocuklukta yeni davranışları öğrenmenin bir yoludur. Fakat büyüklerde sesli düşünme kaygıyı azaltma yoludur.
 
Hayatın ve olayların zorluğuna karşı insan, kendi kendine konuşarak beyin fizyolojilerini düzeltebilir. Çünkü tekrarlanan düşünceler beynin Korteksinde etkinlik başlatır. Beyin bu merkezleri olumlu mesajlar aldığında duygusal beyin bölgeleri olan limbik sistem abartılı kimyasal salgılar ve hormonlar daha az salgılar ve otonom sinir sisteminin çalışma ahengi normalleşir. Kendi kendine konuşmak stres azaltıcı bir teknik olarak işe yarar. Dahası eğer karşılaştığımız sorunlarla dalga geçebiliyor ve onlara gülebiliyorsak, sorunun daha kolay üstesinden geliyoruz. 
Gülmenin iyileştirici etkisi hep konuşulur. Dr. James Walsh, Kahkaha ve Sağlık (Laughter and Health) isimli kitabında gülmenin ve kahkahanın yaşam salgılarını canlandırdığı ve hastalıklara karşı vücut direncini artırdığını yazar. Gülmek sadece insana özgü bir eylem değil. Yavru şempanzeler veya goriller gıdıklandıklarında küçük çocuklar gibi gülebiliyorlar. Araştırmacılar, gülmenin, insan ve insana çok benzeyen maymunun son ortak atasına kadar, yani 10-16 milyon yıl öncesine kadar takip edilebildiğini söylüyor.
Aslında, insanların mutlu olduğu için güldüğünü düşünebilirsiniz, fakat bilimsel araştırmalar bunun tam tersini, yani güldükleri için mutlu olduklarını öne sürüyor. Gülme eylemini gerçekleştiren kasların sürekli kullanımının kişiyi daha mutlu bir duygu durumuna sokuyor.  Çünkü beynin duygu durumu algılamasında bu kasların kullanımının rol aldığı söyleniyor. Örneğin birkaç farklı araştırma, yüz felci geçiren ve gülme yetisini kaybetmiş kişilerin depresyona girme ihtimalinin daha yüksek olduğunu kanıtmamış.
Daha çok gülmek ve kahkaha atmak için buyrun size bolca neden: 
 
 
  • Kahkaha kan damarlarını genişletir ve kan dolaşımını hızlandırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendir ve buna bağlı olarak soğuk algınlığından yüksek tansiyona, depresyondan alerjiye birtakım hastalıkları önlemeye yardımcı olur.
  • Güldüğümüz zaman tümör ve virüslerle savaşan hücrelerimizin sayısı artar.
  • Vücuttaki kasları gevşettir, kan basıncını düzenler, hafıza ve yaratıcılık gibi zihinsel fonksiyonları iyileştirir.
  • Gülerken diyafram kasımız aktiftir. Derin nefes alınıp, az nefes verilir. Bu da akciğerlerin temizlenmesine yardımcı olur.
  • Gülünce, bol miktarda serotonin salgılanır.
  • Kahkaha, kan dolaşımı artarak yüz kaslarını güçlendirir.
  • Gülünce, 13 adet yüz kasımız çalışır.
  • Gülünce, endorfin hormonunu artar böylece hayata neşe ve haz katar.
  • Güldüğü zaman kişi kendini kısıtlama veya engelleme eğiliminden vazgeçer, gerçek duygularını daha rahat ifade edebilir.
  •  Gülünce, kortizol seviyesi düşer böylece kaygıyı ve korku azalır.
  • Atılan 5 dakikalık kahkahanın insan vücuduna verdiği rahatlık, günde 30-40 dakika dinlenmek için harcanılan zamanla eşdeğerdir.
  • Gülmek, kişiyi savunmalarından (peşin hükümler, yargılar, şüpheler) uzaklaştırırken, kişinin daha doğal ve içten gelen bir şekilde hareket etmesini sağlar.
  • On dakikalık içten bir gülüşün ağrı kesici etkisi yaptığı, iki saat ağrısız ve acısız uyku sağladığı ileri sürülmektedir.
  •  Yanımızda biri olduğunda yapılan espri ya da komik bir olaya, yalnız olduğumuzdan 10 kat daha fazla güleriz.
  • Kadınlar erkeklerden %126 oranında daha fazla güler. Erkekler daha kısa süreli gülerken, kadınlar daha uzun kahkaha atar.
Çocukları gözlemleyin. Çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Nefes almak mesela… Anda kalmak… Şimdiyi yaşamak… Merak etmek… Herşeye şaşırmak… Ağlamak… Gülmek…
Çocuklar günde yaklaşık 300 kez gülerken, Biz yetişkinler günde ortalama 17 kez gülüyoruz. 
Çocuklara bakalım. Sonra düşünelim… Hayatı neden bu kadar zorlaştırıyoruz? Kendimizi neden bu kadar ciddiye alıyoruz, saati kurmazsak yarın sabah güneşin doğmayacağından mı endişeliyiz?
 
Sevgilerimle 
Ece Türkmut
Ocak 2014
 
*Çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. 


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s